YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/331
KARAR NO : 2021/2235
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı Vakıf ile aralarında kira sözleşmesi bulunduğunu, 31/12/2005 tarihine kadar tahakkuk etmiş olan kira bedellerinin tamamının davalıya ödendiğini, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen 03/01/2006 tarihli ihbarname ile kiralananın tasarruf hakkının 18/07/2005 tarihi itibariyle Milli Emlak Dairesi Başkanlığı’na geçtiğinin bildirildiğini ve bu nedenle 18/07/2005-31/12/2005 tarihleri arasında tahakkuk eden ecrimisil bedelinin ödenmesinin istendiğini, bu bedelin İdareye ödendiğini belirterek davalı Vakfa yapılan 18/07/2005-31/12/2005 tarihleri arasındaki kira bedeli ödemelerine ilişkin olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL alacağın 31/12/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davasını ıslah ederek 81.776,59 TL’nin davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; iadesi talep edilen kira bedeli ödemelerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın temyizi üzerine, Dairemizin 11/12/2019 tarihli ve 2019/4165 E., 2019/9976 K. sayılı ilamı ile; “…Taraflar arasındaki ilişkinin ve hukuki ihtilafın kira sözleşmesinden kaynaklandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK’nun 147. maddesi (818 sayılı BK. 126/1. maddesi) hükmüne göre kira alacağından doğan davalar beş yıllık zamanaşımı süresine, kira alacağı dışında kira sözleşmesine dayanılarak açılan alacak ve tazminat davaları TBK’nun 146. maddesi (BK. 125. maddesi) hükmüne göre on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dava konusu ihtilaf kira sözleşmesinden kaynaklandığı için sözleşmelerde uygulanan zamanaşımı süresinin geçerli olduğunun kabulü zorunludur. Dava, on yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığına göre işin esası incelenerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın kira bedeline ilişkin hükümlere tabi olduğu değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda; davacı talebinin 18/07/2005-31/12/2005 tarihleri arasında fazladan ödenen kira bedellerinin iadesine ilişkin olduğu, ıslah tarihi olan 28/10/2005 tarihi ile 31/12/2005 tarihleri arasındaki 2 ay 2 günlük ödemenin zamanaşımı kapsamına girmediği, bu dönem için ödenen 30.728,17 TL kira
ödemesinin talep edilebileceği, dava dilekçesinde talep edilen 10.000 TL ile birlikte toplam 40.728,17 TL’nin iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.728,17 TL’nin 31/12/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Taraflar arasında 01/01/2003 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi, feshedilmediği veya sözleşmenin iptali davası açılmadığı sürece geçerlidir. Ancak kiraya veren kiralananı her türlü maddi ve hukuki ayıptan ari olarak kiracının kullanımına sunmak ve kira müddetince bu hali ile muhafaza etmekle yükümlüdür. Üçüncü kişinin aynî bir hakka dayalı olarak kiralanan üzerinde ileri sürdüğü talepler davalı kiralayanın tekeffülü altındadır. Kiraya verenin sorumluğu, ödenen ecrimisil bedeli, ödenen kiradan düşükse ecrimisil miktarı, ödenen ecrimisil bedeli ödenen kiradan fazla ise ödenen kira miktarı kadardır.
Somut olayda, 18/07/2005 tarihi ile 31/12/2005 tarihleri arası dönem için ödenen ecrimisil bedelinin 34.166 TL olduğu, aynı dönem için ödenen kira bedelinin ise 81.776,59 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacı kiracı tarafından 15/02/2006 tarihinde ödenen ecrimisil bedeli, ödenen kira bedelinden düşük olduğuna göre; mahkemece, henüz ıslah tarihinde zamanaşımına uğramamış olduğu anlaşılan 34.166 TL ecrimisil bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken ödenen kira bedellerinin iadesine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Kabule göre, dava açılması, saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmadığından ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüt, ıslah harcının yatırıldığı 28.10.2015 tarihinde gerçekleşmiştir. Mahkemece, alacağın ıslah dilekçesi ile talep edilen kısmına 28.10.2015 ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken tüm alacağa 31.12.2005 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.