YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3749
KARAR NO : 2021/3099
KARAR TARİHİ : 23.02.2021
KANUN YARARINA BOZMA
Nitelikli hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuklar …, … ve …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1- a (3 kez), 143 (3 kez), 31/3 (3 kez) ve 62/1. (3 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 22/02/2019 tarihli ve 2018/711 esas, 2019/24 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığının 13/08/2020 gün ve 94660652-105-21-19599-2019-Kyb sayılı yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/09/2020 gün ve 2020/75202 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Nitelikli hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuklar …, … ve …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1 – a (3 kez). 143 (3 kez), 31/3 (3 kez) ve 62/1. (3 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 22/02/2019 tarihli ve 2018/711 esas, 2019/24 sayılı kararını kapsayan dosya sureti incelendi.
Dosya aslının suça sürüklenen çocuklar mahkumiyetine karar verilen diğer suç yönünden istinaf yoluna başvurulması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği anlaşılmakla, suret dosya üzerinden yapılan incelemede;
Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 22/02/2019 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocukların gece vaktinde hırsızlık suçunu işlediklerinden bahisle mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de;
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 14/11/2018 tarihli ve 2018/58159 soruşturma, 2018/18847 sayılı iddianamede, hırsızlık eyleminin gece vakti işlendiğine dair bir anlatıma yer verilmediği ve gece vaktine dair sevk maddesi ne yer verilmediği, kaldı ki suçun gündüz saat 14:00 zamanında işlendiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanıklara ek savunma hakkı dahi verilmeden gece vakti işlenen hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesindeki “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenlemeye de aykırı davranılmak suretiyle, iddianamede belirtilen sevk maddesinin dışına çıkılarak sanıkların mahkumiyetine karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya aslının suça sürüklenen çocuklar mahkumiyetine karar verilen diğer suç yönünden istinaf yoluna başvurulması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği anlaşılmakla, suret dosya üzerinden yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocukların, Diyarbakır Çatom (Çok Amaçlı Toplum Merkezleri) merkezine girerek suça konu eşyaları çalmaktan ibaret eylemlerinin, suç tarihi olan 12.10.2018 tarihi itibariyle TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/1-a maddesi gereğince uygulama yapılması, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesinde “(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet Savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme taralından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekmesi kararda gösterilir.” hükmü yer almasına rağmen, suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanunu’nun 35/1. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden hüküm kurulması, hususları da belirlenmiş olup, bu yönlerden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulamayacağının takdiri için dosyanın Adelet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 23.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.