YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2154
KARAR NO : 2021/3859
KARAR TARİHİ : 21.04.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 15 ve 19 parsel sayılı 212,45 ve 2.821,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın alma nedeniyle, tarla vasfıyla davalı Fehim Akça adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, kendisine ait bulunan 109 ada 42 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiğini, yüzölçümündeki eksikliğin davalıya ait 15 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar ile sınırının hatalı tespit edilmesinden kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazların bir bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece verilen önceki hüküm, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin, “davacının, kendisine ait 42 parsel sayılı taşınmazın tutanağında imzasının bulunması nedeniyle yapılan kadastro tespiti ile bağlı bulunduğunun düşünülemeyeceği belirtilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilen ilamıyla bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacının, yüz ölçümünün eksik tespit edildiğini iddia ettiği 109 ada 42 parsel sayılı taşınmazda tam paylı malik olmadığı, taşınmazda … isimli şahsın da 1/2 oranında hissesinin bulunduğu, davanın niteliği itibariyle yargılama neticesinde verilecek hükümle diğer paydaşın da hukukunun etkileneceği, ancak diğer paydaşın davada taraf olmadığı anlaşılmakta olup, bu haliyle davada aktif dava ehliyetinin tamamlandığından söz edilemez. Oysa ki davada aktif dava ehliyetinin varlığı dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken mümkün değildir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacıya, paylı olarak maliki bulunduğu 109 ada 42 parsel sayılı taşınmazın kendisi dışındaki paydaşının yöntemince davaya katılımını sağlamak üzere süre ve imkan tanınmalı ve bu şekilde aktif dava ehliyetindeki eksikliğin giderilmesinden sonra işin esasına girilerek hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek, aktif dava ehliyetindeki eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.