YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4911
KARAR NO : 2021/1702
KARAR TARİHİ : 25.02.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.02.2019 tarih ve 2016/386-2019/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirkete ait İş Bankası …Şubesi tarafından verilen …, …, …, … numaralı çeklerin boş olarak davacı şirket elinde iken kaybolduğunu ya da çalındığını, 3227626 numaralı çekin kötü niyetli kişilerin eline geçtiğini, boş çekin davacı şirketin rızası ve bilgisi dışında şirket yetkilisinin imzası taklit edilerek 31.10.2011 keşide tarihi ve 150.000,00 TL bedelli olarak doldurulduğunu, çekin bankaya ibraz edildiğini, bankanın haber vermesi üzerine çekin kaybolduğunun bankaya bildirildiğini, ilgilisi tarafından çekin arkasının yazdırılmadığını, bu çekle ilgili hırsızlık ve sahtecilik suçundan C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, davacının bankalar karşısında zor durumda kalacağını kaybolan çekin 4 yıllık geçmişi olduğunu, davacı şirket ile davalı arasında hiç bir ticari ilişki bulunmadığını belirterek davalı elinde bulunan 3227626 numaralı çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının eldeki davayı açma hakkının bulunmadığını, davanın haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığından reddi gerektiğini, dava konusu çekin ciro zinciri sonrası davalıya devredildiğini, çekin karşılığı olmadığından İstanbul 9. İcra Müdürlüğü’nün 2011/26068 Esas sayılı dosyası ile takibe konduğunu, davacının çekteki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek takibe itiraz ettiğini, davacının dava konusu çekle ilgili herhangi bir girişimde bulunmadığını, davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre şirketi temsile üç kişinin yetkili olduğunu savunarak açılan davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına ve para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı şirkete ait …İş Bankası Şubesince verilen …, …, …, … numaralı çeklerin boş olarak çalınmış veya kaybolmuş olduğu, davaya konu …numaralı çekin kötü niyetli kişilerin eline geçtiği, davacı şirketin bilgisi dışında 31.10.2011 keşide tarihli ve 150.000.- TL bedelli olarak doldurulduğu ve bankaya ibraz edildiği bildirilerek çekin iptalinin istendiği, aynı çeke ilişkin davacı şirket tarafından Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/504 Esas sayılı dosyasında 30.12.2011 tarihinde menfi tespit davası açıldığı ve dosyanın 2017/233 karar sayılı kararıyla karara çıktığının anlaşıldığı, bunun üzerine 15. celsede davacı vekilinden dava dilekçesini açıklanmasının istenildiği, davacı vekilinin “Davaya konu olan çek boş bir haldeyken müvekkilimin uhdesinden çalınmış ve kötü niyetli olarak müvekkile ait olmayan imza ile çek doldurularak bankaya ibraz edilmek istenilmiş ve müvekkil tarafından öğrenilmesi üzerine Türk Ticaret Kanunu’ nun 651 ve devamı maddeleri gereğince çekin iptali istemiyle söz konusu olan dava açılmıştır. Ancak açılan bu davada borçlu olmadığımızın tespitini değil sadece çekin iptalini istedik. Bu nedenle davamızın kabulüne, karşı tarafın vekalet ücreti ve yargılama giderine yükletilmesini talep ederim” şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekilinin beyanından ve daha sonrasında aynı çeke ilişkin menfi tespit davası açmasından da anlaşılacağı üzere davanın, TTK’nın 651 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan çek iptali davası olduğu, TTK’nın 651/2. maddesine göre kıymetli evrakın zayi olduğu veya ziyanın ortaya çıktığı zamanda senet üzerinde hak sahibi olan şahsın senedin iptalini isteyebileceği, zayi nedeniyle iptal davasını ancak son hamilin isteyebileceği, senedin keşidecisinin zayi sebebiyle iptal davası açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.