Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9711 E. 2013/11261 K. 10.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9711
KARAR NO : 2013/11261
KARAR TARİHİ : 10.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.02.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulü ile taşınmazın satış suretiyle ortaklığının giderilmesine dair verilen 23.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu … Köyü 380 ada 157 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının aynen taksim suretiyle mümkün değilse satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
Davalılar …, … ve … vekili, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan evin müvekkillerine ait olduğunu belirterek evin bulunduğu kısmın müvekkillerine isabet edecek şekilde aynen taksim edilmesini istemiştir.
Davalı …, taşınmazın daha önce tarafların rızası ile taksim edildiğini ancak davacının annesi olan…’ın bu anlaşmaya uymadığını, açılan davanın uygun olmayan bir zamanda açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, taşınmaz üzerindeki binanın satış bedelinin bu hususta ihtilaf olmadığı için bina sahibi…’a ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK’nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazda bulunan dört katlı kargir bina hakkında davalılardan …, … ve … vekili muhdesatın aidiyeti iddiasında bulunmuş ve muhdesatın kime ait olduğu konusunda paydaşlardan… Dayı dışındaki diğer paydaşların beyanı alınmamıştır. Bu yüzden muhdesatın …’a aidiyeti konusunda paydaşlar arasında bir ittifak bulunduğundan söz edilemez. Bu durumda taşınmaz üzerinde bulunan binanın aidiyeti hususunda ittifak sağlanamazsa hak iddia eden paydaşa mülkiyetin tespiti davası açması için HMK’nın 165. maddesi uyarınca süre verilmesi, davanın açılması halinde sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre yukarıdaki esaslara uygun şekilde oranlama yapılmak suretiyle dağıtım kararı verilmesi gerekirken belirtilen hususlar üzerinde durulmadan ve davacı ile diğer davalıların muhdesatın kime ait olduğuna ilişkin beyanları alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiş
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının iadesine, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.