Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/10303 E. 2021/7585 K. 20.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10303
KARAR NO : 2021/7585
KARAR TARİHİ : 20.04.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.07.2020 tarih, 2019/1-52 esas ve 2020/359 karar, 12.03.2020 tarih, 2018/1-337 Esas ve 2020/176 Karar, 23.10.2018 tarih, 2017/1-842 ve 2018/457 karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere; temyiz kanun yolu başvurusunda bulunulduktan sonra, ilgililerin temyiz başvurusundan “feragat” ya da “vazgeçme” vb. içerikli taleplerinin, kanun yoluna başvurma hakkından feragat kapsamında değil yapılan kanun yolu başvurusunun geri alınmasını düzenleyen 5271 sayılı CMK’nın 266. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve talep içeriğinin açıkça temyiz başvurusunun geri alınması diğer bir deyişle yapılan temyiz başvurusundan vazgeçme iradesini yansıtıp yansıtmadığına bakılmasının gerekeceği, iradenin açıkça yapılan temyiz başvurusundan vazgeçmeye yönelik olması hâlinde, temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan “istek” de ortadan kalkmış olacağından vazgeçilen bu temyiz davasından dolayı Yargıtayca temyiz incelemesinin yapılamayacağı, bu itibarla somut olayda sanık …’in müdafisinin temyiz isteminde bulunmasında sonra gönderdiği “hayatıma biran önce devam edebilmek için ve almış olduğum cezanın kapalı cezaevinde geçirmem gereken kısmını tamamlamış olduğumdan dolayı Yargıtay yasa yolu ile alakalı haklarımdan feragat ediyorum, dosyamın onaylanmasını talep ediyorum” şeklindeki dilekçesi ile asıl iradesinin temyizden vazgeçmek değil de açık ceza infaz kurumuna geçiş yapmak, daha fazla kapalı ceza infaz kurumunda kalmamak için dosyanın bir an önce sonuçlanmasına/öncelikle incelenmesine yönelik olduğu kabul edilmekle, tebliğnamedeki iade düşüncesine iştirak edilmeyerek ve 5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık … ve müdafinin temyiz istemlerinin suçun işlendiğine dair kanıt olmadığına, müştekinin soyut ve çelişkili beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğuna, sanık … müdafiinin müştekinin soyut ve çelişkili beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğuna, sanık … müdafinin temyiz isteminin hukuki alacağa dair belgelere itibar edilmeden ve bu konuda araştırma yapılmadan eksik inceleme ile müştekinin soyut ve iftira içeren beyanlarına dayanılarak karar verildiğine, yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Sanık … ile sanık … müdafinin duruşmalı inceleme istemlerinin hükmedilen cezanın süresine göre 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi gereğince; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin, hükmolunan cezaların miktarları ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığından 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
Yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Oluş ve dosya içeriğine göre, müşteki ile sanık …’ın birlikte kahvaltı ettikten sonra müştekinin arabası ile yola çıktıkları, yoldan diğer iki sanığı arabaya aldıkları, arabada gittikleri sırada sanık …’ın müştekiden 50.000 TL para istediği, müştekinin olumsuz cevap vermesi üzerine müştekiyi arabanın arka koltuğuna geçirdikleri ve arabanın direksiyonuna sanık …’ın geçtiği, sanayi bölgesinde sanık …’ın 5-10 dakikalığına arabadan ayrıldığı, bu sırada direksiyona sanık …’ın geçtiği, müştekiden para istemeye devam ettikleri sırada arabayla dolaştırarak, önce ormanlık bir alana sonra bir eve götürüp darp ettikleri, müştekinin ertesi gün parayı bulacağına söz vermesi üzerine arabayı müştekiye geri verip serbest bıraktıkları olayda;
1-Sanıkların mağdurun arabasını aldıkları anda suçun tamamlandığı düşünülmeden, teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek TCK’nın 35. maddesinin uygulanması suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
2-Sanıkların yağmaladıkları arabayı eylemlerine son verdikleri anda mağdura iade ettikleri anlaşılmakla, TCK’nın 168. maddesinin uygulama olanağının takdiri gerekliliği,
3-Dosyada bulunan ve UYAP’tan alınan güncel adli sicil kayıtlarına göre, tekerrüre esas nitelikte başka bir eski hükümlülük kaydı bulunmayan sanık…hakkında, TCK’nın 58. maddesi ile uygulamaya esas alınan İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/04/2019 gün ve 2019/157 esas, 2019/280 karar sayılı ilâmının, temyiz davasına konu suç tarihi olan 01.04.2019 tarihinden sonra 14.05.2019 tarihinde kesinleştiği ve bu hâliyle aynı Kanunun 58/1. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
3- Sanık …’nın tüm savunmalarında müteahhitlik yapan müştekiden 2011 yılında peşin para ödeyerek daire satın aldığını, dairenin kendisine teslim edilmediğini, paranın iadesi konusunda senet düzenlendiğini ancak paranın da iade edilmediğini savunduğu ve savunması yönünde dosyaya 06.07.2013 düzenleme tarihli 180.00 TL bedelli senet ile daire satış vaadine ilişkin 25.10.2011 ve 06.07.2013 tarihli iki adet belge fotokopisi ibraz ettiği, müştekinin ise sanığa borcu olmadığını bahsi geçen belgelerin sahte olarak düzenlendiğini, imzaların kendisine ait olmadığını beyan ettiğinin, anlaşılması karşısında; bahsi geçen belgeler ve senet aslının dosyaya getirtilip imzaların müştekiye ait olup olmadığının uzman bilirkişi incelemesi ile saptanması, belgelerde tanık olarak imzaları bulunan … ve…’in konu hakkındaki ayrıntılı beyanlarının alınması ve sonucuna göre sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nin 150/1. maddesi gereğince uygulama yapılıp yapılmayacağı hususunun tartışılması gerektiği gözetilmeyerek, eksik inceleme ile yetinilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafi ile sanıklar … ve … müdafilernin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.