Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/7656 E. 2013/12886 K. 08.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7656
KARAR NO : 2013/12886
KARAR TARİHİ : 08.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.02.2009 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi bir kısım dahili davalılar vekili ile duruşmasız temyizi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.10.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden bir kısım davalılar vekili Av. … ile karşı taraftan davacılar vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 21.12.1965, 24.07.1968 ve 27.03.1972 tarihli satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulü ile … ili, … ilçesi, … köyü 322 ve 986 parsellerde dahili davalılar adına kayıtlı hisselerin 10.05.2011 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre iptali ile davacılar murisi İbrahim Yalçın’ın veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline, bilirkişi raporunun karara eklenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, bir kısım dahili davalılar vekili ile katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Hükmü temyiz eden bir kısım dahili davalılar vekilinin temyiz dilekçesi, davacılar vekiline usulüne uygun olarak 23.10.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacılar vekilince 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 05.11.2012 tarihinde katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından HUMK’nun 433/2. maddesi gereğince süresi geçirilen temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Hükmü temyiz eden bir kısım dahili davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesi 5578 sayılı Kanunla değiştirilerek;
Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır.
Yapılan düzenleme ile tarımsal arazinin bu niteliğinin tapu kütüğüne şerh edileceği,
Belirlenen parsel büyüklüğünün; mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektar ve marjinal tarım arazilerinde 2 hektardan küçük olamayacağı, tarım arazilerinin bu büyüklüklerin altında ifraz edilemeyeceği, bölünemeyeceği veya küçük parsellere ayrılamayacağı,
Ayrıca, Bakanlığın uygun görüşü ile kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere tarım arazilerinin, belirlenen büyüklükteki parsellerden daha küçük parçalara bölünemeyeceği,
Bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne şekilde gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda, bu arazilerin ifraz edilemeyeceği, payların üçüncü şahıslara satılamayacağı, devredilemeyeceği veya rehnedilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bölünemez büyüklükte ve birlikte mülkiyetin söz konusu olduğu tarım arazilerinde, satışa konu edilemeyen yerlerin, satış vaatlerine de konu olamayacağı kuşkusuzdur.
Bu nedenle; yukarıda belirtilen bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinde oluşmuş hisselerin üçüncü şahıslara satılması devredilmesi veya rehnedilmesi yasaklanmakta olup bölünemez büyüklüklerin üzerinde alana sahip parsellerdeki hisselerin üçüncü şahıslara satılmasında, devredilmesinde veya rehnedilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak ifraz yapılırken tarım arazilerinde bölünemez büyüklüklerin altında parsel oluşturulmaz. Bölünemez büyüklüğün üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir.
Bölünemez büyüklükte ve birlikte mülkiyetin söz konusu olduğu tarım arazilerinin, paydaşlarının veya iştirakçilerinin tamamının birlikte katılımı ile üçüncü kişiye satışı yapılabilir, devredilebilir veya bölünemez büyüklükte ve birlikte mülkiyetin söz konusu olduğu tarım arazisinin tümü rehnedilebilir.
Yürürlükteki mevzuata göre yapılan her türlü (nazım imar planları, uygulama imar planları ve mevzi imar planları gibi) onaylı planlar içerisinde bulunan araziler; tarımsal niteliği korunacak yerler hariç arsa niteliği kazanmaları nedeniyle kanun kapsamı dışındadır.
Planı bulunmayan, yoğun yerleşim alanları içerisinde kalan ve tarımsal amaçlı kullanımı mümkün olmayan araziler de bu kanun kapsamı dışındadır.
Tarım arazisinin hangi sınıfa girdiği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarım İl veya İlçe Müdürlüklerine sorulmak suretiyle veya ilgilisi tarafından alınacak yazı ile belgelendirilmesi; eğer bölünemez büyüklükte tarım arazisi ise tescilli olduğu tapu kütük sayfasının beyanlar hanesine “5403 sayılı Kanunun 8. maddesine tabidir” şeklinde şerh verilmesi gerekmektedir.
Talep konusu parsellerin bulunduğu yerin imar planının olup olmadığı; planı varsa kullanım amacının (nazım, uygulama imar, v.b.) ne olduğu ilgili Belediyelerden veya Valiliklerden alınacak yazı ile belgelendirilmeli; bu planların kesinleşmesi ile plandaki kullanım amacına tabi olacağından, tarımsal alana tahsis edilmeyen yerler, bu kanun kapsamı dışında değerlendirilmelidir.
5578 sayılı Yasa kapsamında bölünemez büyüklüğün altında parsel oluşturulması mümkün olmadığından, yasanın yürürlüğe girdiği 09.02.2007 tarihinden önce alınmış olsa da ifraza yönelik belediyelerden ve idare kurullarından alınan encümen kararlarına geçerlilik tanınması mümkün değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; ilgili yasa hükmü gereğince, satış vaadi sözleşmelerine konu 322 ve 986 parsel sayılı taşınmazların belirlenen tarımsal niteliğinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl veya İlçe Müdürlüğünden sorulup görüşü alındıktan sonra tescilin mümkün olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Satış vaadi sözleşmelerine konu payların arazinin büyüklüğü itibariyle belirlenen tarımsal niteliğine göre satışının mümkün olmadığının anlaşılması halinde davanın reddi, aksi halde kabul kararı verilmesi gerekir.
Diğer taraftan, dahili davalı … Yalçın mirasçıları tarafından 21.12.1965 ve 24.07.1968 tarihli satış vaadi sözleşmelerine dayalı olarak … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/358 esas sayılı dosyasında açtıkları davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin 29.03.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kesinleşen bu karar öncesinde dava konusu 322 ve 986 parsellerin tapu kayıtlarında dahili davalıların hükmen intikal suretiyle elbirliği halinde malik oldukları, hükmün infazından sonra ise bir kısım dahili davalılar tarafından pay devirlerinin
yapıldığı anlaşılmıştır. Pay devirlerine ilişkin resmi senetler getirtilmediğinden hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu denetlenememektedir. Bu nedenle tüm pay devirlerine ilişkin resmi senetler getirtilip tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde aynı bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, eksik inceleme ile denetlenemeyen bilirkişi raporuna atıfta bulunularak HMK’nın 297/2 maddesi hükmüne aykırı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin süresinde olmayan temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bent gereğince hükmü temyiz eden bir kısım dahili davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 990 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak dahili davalılar …, …, …, … ve …’e verilmesine, 08.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.