YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10820
KARAR NO : 2013/14225
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.06.2009 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunun 744. maddesi gereğince mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait 651 ve 653 parsel sayılı taşınmazlara su geçişinin sağlanması için davalıya ait 546 parsel sayılı taşınmaz üzerinden 25.05.2011 tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde ”O” harfi ile gösterilen, 66,15 m2 lik kısımda mecra irtifakı kurulmuştur.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece, davacıya ait 651 ve 653 parseller lehine davalıya ait 546 parselden mecra irtifak hakkı kurulmuştur. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında mecra ihtiyacı bulunup bulunmadığı saptanmamış, mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği belirlenmemiştir.
Bunun yanında 25/05/2011 tarihli fen bilirkişi raporunda su mecra irtifakı kurulacak güzergahtaki davalının maliki olduğu 546 parsel sayılı taşınmaz dışındaki diğer taşınmazlar gösterilmemiş, ayrıca çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadıkları incelenerek diğer alternatifler de belirlenmemiştir. Su mecra irtifakı su kaynağından davacının taşınmazına kadar devam edecek şekilde bilirkişi raporunda gösterilmeli, lehine irtifak hakkı kurulan 651 ve 653 parsel sayılı taşınmazlar ile aleyhine irtifak
hakkı kurulan 546 parsel sayılı taşınmaz arasında bulunantaşınmazların maliklerinin davada yer alması sağlanmalıdır. Davacı, diğer taşınmaz maliklerinin itirazları bulunmadığından aleyhlerine dava açmadıklarını belirtmiş ise de, bu şekilde kurulan mecra hakkı kesintisizlik ilkesini ihlal etmiştir. Su mecra irtifakı kurulacak güzergah boyunca dava dışı diğer tüm taşınmazlardan akdi veya hükmen mecra hakkı tesis edilmeden sadece 546 parselden mecra hakkı kurulmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Mahkemece, davacı tarafa diğer taşınmazlardan akdi mecra hakkı tesis etmesi için süre verilmeli ya da davacının diğer tüm taşınmaz malikleri aleyhine açaçağı mecra hakkı istemli dava eldeki dava ile birleştirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiile karar verildi.