Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2994 E. 2021/1580 K. 23.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2994
KARAR NO : 2021/1580
KARAR TARİHİ : 23.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.12.2018 tarih ve 2017/202-2018/1308 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilleri ile davalıların Öztürk Dış Ticaret Ltd. Şti’nin ortakları olduklarını, davalı …’ın şirkete ait borcundan kurtulmak ve kendi belirlediği kişiyi müdür olarak seçmek için şirket merkezi dışında davet usulüne uymaksızın ortaklar kurulunu topladığını ve müvekkillerinin katılımı olmaksızın şirket müdürü olan müvekkili davacı …’nin görevine son verilerek yerine şirket hissedarı olmayan dava dışı bir kişinin seçildiğini, alınan kararın yokluk ile malul olduğunu ileri sürerek, 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının iptalini, talep ve dava etmiş, birleşen dosyada ise İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun 12.06.2000 tarihli 46725 sayılı tasfiye kararının sicile tescili talebinin reddine dair ticaret sicil memurunun işleminin iptaline ve tasfiye kararının ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu ortaklar kuruluna çağrının usulsüz olması durumunda dahi bu hususun ortaklara sadece iptal davası açma hakkı verebileceği, sırf bu nedenle ortaklar kurulu kararlarının geçersiz sayılamayacağı, dava konusu 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların hazır oldukları halde kararların alınması sırasında toplantıyı terk ettikleri ve davacılara ait %34 dışındaki payların tamamı temsil edilmek suretiyle kalan ortakların oybirliği ile müdürün azli ve yeni müdürün seçilmesine karar verildiği, davaya konu ortaklar kurulu toplantısında müdürün azli ve yeni müdürün seçiminin, gerek TTK’nın 162. maddesinde ve gerekse anasözleşmede belirlenen nisaba uygun olarak gerçekleştirildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı … aleyhine de dava açmış ise de; ortak durumunda olan Rezzak’a kişisel yönden husumet düşmeyeceği gerekçesiyle, bu davalı yönünden davanın husumetten reddine, asıl davada ve birleşen davada davalı sıfatı bulunan davalılar Özbekistan SSG Devlet Koop. Komitesi ve APTKO UZSELHOZSNABREMONT ile Adalet Bakanlığı temyiz dilekçelerinin reddine karar verilerek adı geçenler hakkında evvelce verilen kararlar kesinleştiğinden bu davalılar hakkında yeniden hüküm tesis edilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, davalı limited şirketin 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali, birleşen dava ise, 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının ticaret siciline tescili isteminin reddine ilişkin ticaret sicil müdürlüğü kararının iptali ile 13.06.1997 tarihli ortaklar kurulu kararlarının sicile tescilinin sağlanmasına ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, HMK m. 166 vd. uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Bir başka ifade ile birleştirilen davalar mahkemece birlikte incelenir ise de yargılamanın sonunda, birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Oysa, asıl ve birleşen davalar bakımından somut olayda mahkemece, “davacı tarafça davalı … Limited Şirketi’ne karşı açılan asıl ve birleşen davanın reddine” yine “davacı tarafça davalı …’a karşı açılan asıl ve birleşen davanın husumetten reddine” şeklinde karar vermiştir. Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu gibi tek bir dava varmışcasına hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerekmiştir.
Ayrıca, mahkemece hükmün 1 nolu bendinde “asıl davada ve birleşen davada davalı sıfatı bulunan davalılar Özbekistan SSG Devlet Koop. Komitesi ve APTKO UZSELHOZSNABREMONT ve Adalet Bakanlığının temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek kararların kesinleştiği gerekçesiyle bu davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm tesisi de doğru olmamıştır. Zira, bozma öncesinde yapılan yargılamada kurulan hüküm için bu davalıların vaki temyiz istemleri reddedilmiş isede karar için açıkça bir onama yapılmamış olmakla yeniden karar verilmesi gerekir.
Birleşen davada davalı … sicili müdürlüğüne husumet yöneltilebilecekken temsilcide yanılma sonucu İstanbul Ticaret Sicil Müdürülüğüne izafeten Adalet Bakanlığı temsilci olarak gösterilmiş ve sonucunda Adalet Bakanlığı’na tebligat yapılarak ticaret sicil müdürlüğüne hiç tebligat yapılmadan davanın sürdürülmüş ve karar verilmiş, ise de, bu doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle ticaret sicil müdürlüğüne dava dilekçesi tebliğ edilip cevap verirse buna göre deliller toplanıp inceleme yapılır. Sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılması da doğru olmamıştır.
Sonuç olarak, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı sonuçlandırılıp haklarında ayrı ayrı hüküm kurmak ve ticaret sicil müdürlüğüne duruşma günü bildirir davetiye tebliği gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yukarıda özetlenen şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılara iadesine, 23.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.