YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10209
KARAR NO : 2013/11484
KARAR TARİHİ : 13.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.05.2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 732 ada 270 ve 586 parsel sayılı taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı …, 270 parsel sayılı taşınmazda bulunan daireyi kendisinin yaptırdığını, muhtesatın bedelinin ayrıca kendisine ödenmesi gerektiğini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … 270 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parçanın (muhtesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde HMK’nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Bu süre içinde görevli mahkemeye başvurulmadığı takdirde ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış
meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatm değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının, arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olayda; davalı … tarafından açılan … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/757E 2012/173K sayılı muhtesatın aidiyetinin tespiti davası sonucunda, 270 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın birinci katındaki dairenin davalı … tarafından yapıldığının tespitine ilişkin karar verilmiştir. Ancak bu kararın kesinleşme şerhinin olmadığı görülmektedir. Mahkemece bu kararın kesinleşmesi sağlanarak yukarıda belirtilen ilkelere uygun şekilde oran kurulmak suretiyle satış bedelininin paydaşlara ödenmesine karar verilmesi gerekirken oranlama yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.