Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/766 E. 2021/9210 K. 27.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/766
KARAR NO : 2021/9210
KARAR TARİHİ : 27.04.2021

Mala zarar verme suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli ve 2017/518 esas, 2018/754 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07/12/2020 gün ve 10789-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/01/2021 gün ve 2020/112223 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Mala zarar verme suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli ve 2017/518 esas, 2018/754 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, müştekinin olay tarihinde çalışmakta olduğu hukuk bürosunun kendine vermiş olduğu karar defterini imzalatmak amacıyla şüphelinin işyerine gittiği, şüphelinin karar defterini incelemek istemesi üzerine müştekinin çalıştığı hukuk bürosunun sahibini aradığı, şüphelinin konuşmak için müştekiden telefonu aldığı, bu sırada müştekinin telefonunu istemesi üzerine, telefonun yere düşmesi şeklinde gerçekleşen somut olay neticesinde İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli kararında, sadece 24/04/2017 tarihli görgü tespit tutanağı ile müştekinin çalıştığı hukuk bürosunun sahibi olan tanık Kadir Daylık’ın beyanları gerekçe gösterilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında olayın yaşandığı esnada işyerinde sanık ve müştekinin yanında bulunan, sanığın kardeşi …’ın tanık olarak beyanına başvurulduğu, her iki aşamada da tanığın tutarlı olarak “müştekinin telefonu sanığın kulağından çektiği sırada telefonun yere düştüğü, müştekinin telefonu yerden aldığında herhangi bir kırık bulunmadığı” şeklinde beyanlarda bulunmasına rağmen,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ile 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının İstinaf Mahkemeleri ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli
olması ve İstinaf Mahkemeleri ile Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği anlaşılmakla, Mahkemesince bu hususlar dikkate alınmaksızın, gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi kısmında, tanık …’dan hiç bahsedilmediği, öncelikle söz konusu tanığın beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği hususunun tartışılarak, itibar edilmeyeceği konusunda bir kanaat oluşması halinde ise açıkça sebebi yazılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, gerekçesiz hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan delil değerlendirmesi ve dosyadaki deliller değerlendirildiğinde kurulan hükümle uyumlu yeterli bir delil tartışması yapıldığı, dosyadaki delillerinde kurulan hükmü teyit ettiği anlaşılmakla (İSTANBUL ANADOLU) 42. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 25/12/2018 tarihli ve 2017/518 Esas ve 2018/754 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 27/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.