Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/12510 E. 2011/15030 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12510
KARAR NO : 2011/15030
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.09.2008 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, birleşen dava ile müdahalenin meni ile ecrimisilin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali tescil isteminin kabulüne birleşen davanın reddine dair verilen 26.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-birleşen davalı vekili, davalı-birleşen davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Asıl dava Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı temliken tescil, ikinci kademedeki istek, yapının kendisi tarafından yapıldığının tespiti ve 6650 TL malzeme bedelinin davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuş, birleşen davasında davalı ve davacının çaplı taşınmazına haksız elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi, kal ve 7500 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava Kabul edilmiş, davacının maliki olduğu 580 sayılı parseldeki 11620/500000 payının iptali ile davacı ve birleşen davanın davalısı adına tesciline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Asıl davada istemin dayanağı Türk Medeni Kanununun 724. maddesidir. Aynı yasanın 684 ve 718 maddeleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Diğer koşulların varlığının yanında Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı açılacak davanın dinlenme olanağı yoktur.
Somut olayda, davalı … Hazinenin ihtiyari aleni ihalesi sonucu taşınmaza 19.01.1996 tarihinde malik olmuştur. Taşınmaz bu tarihten önce dava dışı Hazine adına tapuda kayıtlıdır. Varlığı ileri sürülen yapılar ise yine dava dışı … tarafından yapılmıştır. Davacı başkasının arazisi üzerine kendi malzemesi ile yapı yapan kişi değil, mevcut yapıları ıslah eden ve sonradan ilave yapan kişidir. Bu durumda davacı ve birleşen davanın davalısının Türk Medeni Kanununun 724. maddesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki, davacı başkasının taşınmazı üzerine inşaat yapan kişi olsa dahi bu hakkı yapıların yapıldığı tarihteki malik kim ise onlara karşı ileri sürebilir.
Diğer taraftan, taşınmazın … ilçesine bağlı … Köyünde bulunduğu görülmektedir. 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası hükmüne göre de tapuda tarla niteliğinde kayıtlı bulunan bu taşınmazın paylara bölünerek tesciline olanak yoktur.
Bütün bu anlatılanlara göre mülkiyet aktarımına ilişkin asıl davadaki talebin reddi ile davacının diğer taleplerinin incelenerek bir hüküm kurulması yerine yukarıdaki saptamalar bir yana bırakılarak asıl davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının Avukatlık Ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı ve birleşen davanın davacısı yararına BOZULMASINA, 2. bent uyarınca asıl davanın davacısının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde davalı-davacıya iadesine, 06.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.