YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8085
KARAR NO : 2021/8526
KARAR TARİHİ : 20.05.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında müştekiye yönelik 5237 sayılı TCK’nin 125/1-4 maddesinde düzenlenen hakaret suçundan da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak sanığın denetim süresinde suç işlemesi üzerine hüküm açıklanırken bu suç yönünden herhangi bir karar verilmemiş olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin ise de, sanık hakkında Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 2010/251 numaralı iddianame ile TCK’nin 125/1-4. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açıldığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 251/8. maddesinin “Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.” şeklindeki hükmü karşısında, sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanamayacağından; tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak ;
1) Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de ihbara konu Yerköy Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli ve 2015/565 Esas – 2016/124 Karar sayılı ilamının 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1.cümlesinde düzenlenen “tehdit” suçuna ilişkin olduğu; denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan “tehdit” suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, söz konusu ilama ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde sanığın güncel adli sicil
kaydında ihbara konu olabilecek başkaca kasıtlı suçlardan mahkumiyet ilamlarının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Müştekinin beyanına, bu beyanları doğrulayan adli rapor içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın müştekiyi yaralama eylemini 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f-4 maddesi uyarınca silahtan sayılan sopa ile vurmak suretiyle gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini,
3) Tarafların kavganın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlatmaları, olaya ilişkin tarafsız tanık beyanının bulunmaması ve sanık ile müştekinin karşılıklı hakaret nedeni ile mahkumiyet aldığı olayda, kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hal nedeni ile sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 20.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.