Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11843 E. 2021/2259 K. 03.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11843
KARAR NO : 2021/2259
KARAR TARİHİ : 03.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalının … Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında muhasebeci olarak çalıştığı 2004-2008 yılları arasında kendisine 14.475,30 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin usulsüz olduğunun idari teftiş raporu ile tespit edildiğini, davalının 14.475,30 TL’lik usulsüz ödemeyi iade etmesi gerektiğini belirterek, 14.475,30 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davada zamanaşımının düşünülmediğini, hizmet ve görev karşılığı ödenen paranın kendisinden talep edilmesinin yerinde olmadığını, vakıf mütevelli heyetinin kararı ile görevlendirildiğini, yine ücret konusunda da bir talebinin olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, davalı …’a ödeme yapılan toplam 14.475,30 TL bedelin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24/04/2017 tarihli, 2015/19414 E. ve 2017/5790 K. sayılı ilamı ile, davacı vakıf hakkında düzenlenen 27/10/2009 tarih ve 29 no.lu idari denetim raporunun tamamı ile yine diğer vakıf çalışanı … tarafından davacı vakfa karşı açılan dava dosyasının da dosya içerisine alınması, davalının davacı vakıf bünyesinde mesai saati içinde mi dışında mı çalıştığı hususu da araştırılması, tüm deliller toplandıktan sonra, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde davalıya yapılan usulsüz bir ödeme olup olmadığı konusunda, uzman (emekli Sayıştay denetçisi) bilirkişiden rapor alınıp, hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyma kararı verilerek davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu ve zamanaşımı itirazının süresinde yapıldığı, emir vermeye yetkili makamın 27/10/2009 tarihli teftiş raporunda geri isteme hakkını öğrendiği, davanın 21/02/2014 tarihinde açıldığı ve öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde davanın açılmadığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay’ın bozma kararına gerek iradi, gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Ayrıca, mahkemece verilen kararın Yargıtay bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder. Bu husus kamu düzenine ilişkindir.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece 20/05/2015 tarihinde verilen kararda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davalı, 08/06/2015 havale tarihli temyiz dilekçesince zamanaşımı itirazını ileri sürmemiştir. Dairemizin bozma ilamının kapsamı ve içeriği açık olup dosyadaki belge eksikliği ile alınan bilirkişi raporunun yetersiz olması gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozma ilamı kapsamı dışında kalan zamanaşımı yönünden, davacı taraf lehine usuli müktesep hak oluşmuş olup mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma gereği yerine getirilmemiş ve usuli müktesep hakka aykırı karar verilmiştir. Usul ve yasaya aykırılık teşkil eden bu durum nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.