Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/11775 E. 2013/13538 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11775
KARAR NO : 2013/13538
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 27.05.2011 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukundan kaynaklanan müdahalenin önlenmesi, eski hale getirilmesi, maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalılar …, … bakımından reddine davalı … yönünden kabulüne dair verilen 07.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesi ve tazminat isteğine ilişkindir.
Davacılar, 262 ada 11 parsel sayılı bahçeli dubleks konut vasfındaki taşınmazın maliki olduklarını, davalılardan …’in ise 262 ada 10 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının diğer davalı emlakçı … aracılığı ile dubleks evi davalı …’e kiraya verdiğini davalı kiracının ortak duvara 2.50 m yüksekliğinde demir direklerle tel örgü çekip brandalar gererek müdahale ettiğini, yine çok sayıda kedi, köpek vs hayvanlar beslediğini, evin kanalizasyonunda taşmalar olduğunu, çatı tamiratı yapılmaması nedeniyle evde rutubet ve nem oluştuğunu ileri sürerek ortak duvara müdahalenin men’ine, eski hale getirilmesine, çatı onarımının ve kanalizasyon bağlantısının yaptırılmasına, hayvanların tahliyesine, 2.900,00 TL yapmak zorunda oldukları tatil harcamaları, ıslah ile 1.000,00 TL çatı akmasından dolayı yapılan masraf olmak üzere 3.900,00 TL maddi tazminat ile 6.000,00 TL manevi tazminatın davalı …’den tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı …, dava konusu evin kiralanması ile ilgili davalı …’ü görevlendirdiğini, davacıların her kiracıdan şikayetçi olduklarını, en son kiracı diğer davalı …’in kendilerine önce bir, sonra iki
köpeği olduğunu söylediğini eve gittiğinde yedi köpek ve çeşitli hayvanlarla karşılaşınca tespit yaptırıp akabinde tahliye davası açtığını, davacılar tarafından kanalizasyon borularındaki pis su akıntısı bildirildiğinde hemen Şile’ye gelerek yaptırdığını, aleyhine açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı … beyanında, davalı kiracı …’in üç adet eğitimli köpeği ve kedilerinin olduğunu bildiklerini, davalı …’ın da bu şekilde bildiğini, hayvan sayısını sonradan öğrendiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … beyanında, evi kiralamadan önce davalı … ile yüz yüze görüştüklerini, beş büyük, iki küçük köpeğinin olduğunu açıkladığını, davalı …’ın da bunların sorun olmadığını söylediğini, ortak duvara çekilen tel çiti ve demir direkleri davalı …’ın onayını alarak kendisinin yaptırdığını belirtmiştir.
Mahkemece davanın davalılar … ve … bakımından reddine, davalı … yönünden kabulüne, ortak duvara yapılan tüm ilave imalatların imar yönetmeliğine aykırı olduğundan kaldırılarak eski hale getirilmesine, 12 nolu meskene ait çatı kısmının bakımı ile yağmur oluklarının yaptırılmasına, pis su ve lağım kokularının önlenmesi için elektrikli pompa sisteminin kiracı tarafından çalıştırılmasına, köpeklerin tahliyesi ile 3.900,00 TL maddi tazminat ile 6.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan …’ten alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
TMK m. 683 deki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun “komşu hakkı” başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Taşınmaz malikinin katlanma yükümlülüğü tamamen mülkiyetin içeriğinden doğmaktadır. Mülkiyet geniş haklar, buna bağlı yetkilerin yanında, söz konusu ödevlerle birlikte bir bütündür. Anayasanın 35. maddesinde de
mülkiyet hakkının kamu yararına sınırlandırılabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı kullanılamayacağı öngörülmüştür.
Mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır.
Davanın kabulüne karar verilebilmesi için, elatmanın mülkiyet hakkının aşırı ve taşkın kullanılması niteliği taşıması gerekir. Elatma objektif ölçütlere göre hoşgörü ve tahammül sınırları içerisinde kalmakta ise elatmanın önlenmesine karar verilemez. Başka bir anlatımla, taşkın kullanma yoksa hakimin olaya müdahalesi gerekmeyeceğinden davanın reddi gerekir.
Taşkın kullanma belirlendiği takdirde elatmanın tamamen ortadan kaldırılması veya tahammül sınırları içerisine çekilebilmesi için ne gibi önlemlerin alınması gerektiği bilirkişiler aracılığı ile tespit edilerek, tarafların yarar ve çıkar dengeleri de gözetilerek bunların en uygununa karar verilmelidir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda davalının kendi taşınmazı içerisine yapmış olduğu yapı nedeniyle bir zararın doğmuş olduğu belirlendiği takdirde davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmelidir.
Somut olaya gelince, davacılar tarafından her iki dubleks konut arasındaki ortak duvara yapılan müdahalenin men’i ile duvarın eski hale getirilmesi istenmiş, bu talebin de kabulüne karar verildiği görülmüştür. Mahkemece ortak duvara yapılan tüm ilave imalatların imar yönetmeliğine aykırı olduğu gerekçesiyle ilave imalatların kaldırılması ve eski hale getirilmesine karar verilmiş ise de davalının söz konusu duvar üzerine yaptığı ilavelerin imara aykırı bulunduğu ileri sürülüp, TMK’nun 737. maddesi uyarınca yıkım ve eski hale getirme istenemez. Yapının imara aykırı olması yanında bir zararın doğması da şarttır. Bu itibarla komşuluk hukuku yönünden değerlendirme yapılarak somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken salt imara aykırılık nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, davalı kiracı … tarafından barındırılan hayvanların tahliyelerine karar verilmiş ise de yargılama esnasında davalı … vekili tarafından tahliye işleminin gerçekleştiği belirtildiğinden
bu hususta araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi, davalı … yönünden de davanın reddine karar verildiği halde hüküm sonucunun beş numaralı bendinde rögarda biriken pis su ve lağım kokularının önlenmesi açısından elektrikli pompa sisteminin davalılardan kiracı tarafından çalıştırılması şeklinde hüküm kurulması çelişki oluşturmakta ve hükmün infazında tereddüte neden olmaktadır.
Diğer yandan, maddi tazminat talebi yönünden 3.900,00 TL hüküm altına alınmış ise de bilirkişi tarafından çatıdan sızan suların meydana getirdiği hasarın onarılması için gerekli bedel 1.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Davacı tarafın beyanlarından talep edilen maddi tazminat bedelinin 2.900,00 TL’sini yapmak zorunda oldukları tatil harcamaları oluşturduğu açıklandığından davalının eylemi ile tatil harcamaları arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Yalnızca davalının eylemi ile illiyet bağı bulunan çatıda meydana gelen hasara ilişkin 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, somut olayın özelliklerine göre mülkiyet hakkının taşkın kullanılması nedeniyle kişilik haklarının ağır zarar gördüğü kabul edilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm altına alınması yerinde görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.