Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/10140 E. 2013/11473 K. 13.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10140
KARAR NO : 2013/11473
KARAR TARİHİ : 13.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.08.2006 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dava ve birleştirilen dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nun “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere;
“Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.
Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.”
Aynı yasanın  “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince;
“Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
Ve, “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de;
“Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Temyiz edilen gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olduğu görülmüştür.
10.4.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür.
Somut olayda; asıl davada ve birleştirilen davada, davacılar maliki oldukları 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazlarında bulunan seranın, davalıların 57 parsel sayılı taşınmazdaki ağaçlara kükürt gazı atması nedeniyle zarar gördüğünü belirterek tazminat isteminde bulunmuşlardır. Mahkemece kısa kararda asıl davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm sonucunda asıl dava ile ilgili hüküm kurulmadığından gerekçeli karar ile hüküm sonucunun çelişkili olması nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 13.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.