YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3757
KARAR NO : 2021/3153
KARAR TARİHİ : 31.03.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.04.2019 tarih ve 2018/196- 2019/196 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında imzalanan tek satıcılık sözleşmesi uyarınca, davacının, davalının ürettiği malları İsviçre’de satmayı, elde edilen gelirden davacıya pay verilmesini kararlaştırdıklarını, davacının edimini yerine getirdiğini, İsviçre’de ticaret hacmi bulunmayan davalının davacının faaliyetleri neticesinde büyük gelir elde etmesine rağmen sözleşmeden doğan %20’lik payı ödemediğini belirterek, şimdilik 20.000 Euro’nun 20.06.2013 tarihinden itibaren kamu bankalarınca döviz mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek banka mevduat faiz oranında işlemiş faizi ile davalıdan tahsiline, bilahare ıslah ile de 56.875 Euro’nun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşme kurulan dava dışı Bruker firmasının elemanı olduğu bilgisini davalıdan saklayarak davalının iradesini fesada uğrattığını, sözleşme başlığında ”tek satıcılık sözleşmesi” yazıyor olsa da taraf iradelerin aslında ” iş görme sözleşmesi ” olarak değerlendirilebileceğini, sözleşmedeki edimler dengesinin davacı yararına aşıldığını, %20’lik oranının fahiş olup ticari teamüllere ve yasalara uymadığını, davacının üç yıl boyunca sadece bir sözleşmeye aracılık ettiğini ve davacının kuzenine elden ödeme yapıldığını, diğer satışların davalının çabası ve girişimi ile gerçekleştiğini, davacının bu satışlardan herhangi bir ücret alacağının doğmadığını, bu durumun aksini iddia eden davacının sözleşmelerin kurulmasındaki yararını kanıtlamak zorunda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi mahiyetinde olmadığı, dava dışı Bruker Firması ile davalı firmanın doğrudan iletişime geçerek sipariş ve ödemeye ilişkin tüm karşılıklı edimlerini yerine getirdiği, davacının davalı şirket ile İsviçreli dava dışı Bruker firması arasında ticari ilişkilerin gelişmesi için girişimde bulunduğu, fiyatlandırmada yardım ettiği, Bruker firmasının ithal etmek istediği ürünlerin teknik resimlerini paylaştığı ancak bütün bu yardım ve yazışmaların sözleşme tarihinden önce yapıldığı, davalı ile dava dışı Bruker şirketi arasında 24 adet satım sözleşmesi yapıldığı varsayılsa bile bu sözleşmelerde davacının ne ölçüde katkısının olduğu, davacının pazarlama faaliyetlerinin bu sözleşmelerin kurulmasında ne gibi etkisi olduğu konusunda davacı tarafça delil ve belge ibraz edilmediği, bu nedenle davacının sözleşme edimlerini ifa etmediğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 4.2. maddesinde “Üretici firmaya İsviçre ülkesi ile ilgili ve bu sözleşme kapsamındaki ürünlerle ilgili bir sipariş, çalışma teklifi ulaşacak olursa, öncelikle alıcıyı tek satıcıya yönlendirecektir. Bu yönlendirme yapılmayıp da, bizzat satış ve pazarlama yapılacak olursa, bu satışın tek satıcı tarafından yapıldığı kabul edilecek ve üretici firma tarafından işbu sözleşmede belirtilen oran ve miktarlarda tek satıcıya, tek satıcılık payı ödenecektir.” hükmü yer almaktadır. Bu arada, anılan sözleşme kapsamında İşviçre’deki satışlar için taraflar arasında bir takım e-posta yazışmaları olduğu da görülmektedir. Nitekim 17.05.2013 tarihine kadar davacının edimini yerine getirmediği hususunda davalı tarafından çekilmiş bir ihtara da rastlanmamaktadır. Bu durumda ihtarın çekildiği 17.05.2013 tarihine kadar olan satışlarla ilgili davacının sözleşmenin 4.1. maddesinde sıralanan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususundaki ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi davalının, sözleşme gereği davacının dava dışı kuzenine yaptığını iddia ettiği ödeme kalemini davacının talimatı doğrultusunda gerçekleştirdiğini ispatlamadığı sürece o miktar üzerinden sözleşmede belirtilen komisyon oranına hükmedilmesi gerekirken davanın tamamının reddedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 31.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.