Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/17255 E. 2013/10187 K. 10.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17255
KARAR NO : 2013/10187
KARAR TARİHİ : 10.06.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eşya ve ziynet alacağı

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya ve ziynet alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet ve çeyiz eşyalarının mevcutsa aynen, mevcut değilse bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece teslim edilmeyen çeyiz eşyaları yönünden davanın kabulüne, ziynet alacağına ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından ziynet alacağına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 2001 yılında evlendiklerini, düğünde müvekkiline 15 adet burgulu 22 ayar bilezik (adeti 16,94 gram) 1 adet kelepçe bilezik, 1 adet 22 ayar set, 20 adet çeyrek altın ve 1000 TL para takıldığını, düğünden sonra tarafların Almanya’ya gitmesi gerektiğinden 8 bilezik, kelepçe, bilezik ve set dışındaki altınların ve paranın davalının annesine verildiğini, ancak iade edilmediğini, müvekkilinde kalan altınlarında da Türkiye’ye gelip giderken bozdurulduğunu ileri sürerek 12 adet burgulu 22 ayar bilezik, 1 adet kelepçe bilezik, 20 adet çeyrek altın ve 100-TL para ile 1 adet oturma grubu, bir adet gümüşlük, 1 adet çamaşır makinası, 5 adet halı, 1 adet yolluk, 1 adet perde, 2 adet lamba, çeyiz sandığı, ütü masası, 2 adet battaniyenin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini istemiştir. Davalı ise iddia edilen çeyiz eşyalarını iade etmeye hazır olduğunu, ziynetlerin ise davacı tarafın uhdesinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının bir kısmının bozdurulduğunu, bir kısmının ise davalı tarafça kendisinden alındığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır. Olayda, davacı kadın evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, bir kısım ziynetlerin bozdurulduğunu, kalan ziynetler için daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde sair her türlü delile dayanmıştır. Sair delillerin yemin delilini de kapsadığından davacıya, ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı ve bozdurulduğu konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.