Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/8168 E. 2021/1830 K. 23.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8168
KARAR NO : 2021/1830
KARAR TARİHİ : 23.02.2021

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki ayıplı mal nedeniyle görülen maddi-manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, taraflar ve feri müdahil tarafından temyiz edilmiş ve davalı … Genel Müdürlüğü vekili tarafından duruşma talep edilmiş olmakla; duruşma günü olarak belirlenen 23/02/2021 tarihinde davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … ve fer’i müdahil vekili Av…. geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı, davalıdan inşa aşamasında bir daire satın aldığını ve dairenin Haziran 2009’da teslim edildiğini, bu tarihten itibaren dairede oturmaya başladığını, 2009-2010 kış aylarında tavandan su alma problemi yaşandığını, bu sorunun davalı tarafından dış izolasyonun tamiri ile giderildiğini, 2010-2011 kış aylarında evde yoğun rutubet oluşmaya başladığını, davalı tarafından dış izolasyonun tekrar tamir edildiğini, camların yenisi ile değiştirildiğini, ancak sorunun çözülemediğini, parkelerin sökülerek beklenildiğini,ısı ve nem ölçer konulduğunu, bu şekilde yaklaşık üç ay göçebe hayatı geçirdiklerini, parkeleri yeniden monte ettiklerini, birtakım tamiratlardan sonra alttaki nemin yaz aylarında kuruyacağını ve sorunun çözüldüğünü söylediklerini, 2011-2012 kış aylarında yoğun buharlaşma ve rutubetin devam ettiğini, davalının yine bazı dış izolasyon tamiratları yaptığını, ancak sorunun giderilemediğini belirterek ayıplı konutun ayıpsız misli ile değiştirilmesine ve konutta yapılan dolap, vestiyer, cam balkon masrafları ile eşyalarının uğradığı zarar, taşınma masrafları ve yaklaşık üç sene aile olarak yaşadıkları sıkıntıların karşılığı olarak 40.000.-TL maddi, 100.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının maddi tazminatına yönelik talepleri yönünden; 30.325,00TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin ve manevi tazminatına yönelik taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraflar ve feri müdahil tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların ve feri müdahilin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı eldeki dava ile, davalıdan satın aldığı konutun ayıplı olduğunu ileri sürerek misli ile değişim ve maddi-manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece; dava konusunun taşınmaz oluşu, söz konusu projenin yapılma ve alıcılara teslim tarihi dikkate alındığında ayıpsız mislinin bulunma olanağının olmadığı, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı yönünden orantısızlığa sebep olacağı dikkate alınarak hak ve nesafet gereği gizli ayıplar nedeniyle taşınmazda oluşan değer azalması ve yine bu gizli ayıplar nedeniyle oluşan diğer zararın tahsili yönünde alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişi incelemesi, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, uzmanından alınan görüş ve bilgi şeklinde tezahür etmelidir. Dava konusu evde yoğun rutubet yaşandığından mimar,hukukçu ve harita kadastro mühendisinden oluşturulan bilirkişi heyeti bu konuda uzman değildir. O halde alınan bilirkişi raporu bu haliyle yetersizdir ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Hal böyle olunca, mahkemece tarafların bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürdüğü itirazları da karşılayacak şekilde, aralarında inşaat mühendisi, makine mühendisi ve mimarın da bulunduğu bilirkişilerden oluşacak 3 kişilik bir heyetten taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Kabule göre de; bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda dava konusu dairede mevcut bulunan ayıplar nedeniyle konutta oluşan hasarlar belirlenerek değer azalması ve bu hasarların giderilmesi için gerekli olan harcama miktarı ayrı ayrı belirtilmiş, mahkemece de rapor esas alınarak değer azalması ve ayıp giderim bedeli ile cam balkon bedeli üzerinden hüküm kurulmuştur. Dairedeki ayıpların onarım bedeli hesaplanarak belirlenen bedel ile dairedeki ayıplar giderileceğine göre artık dairede değer kaybı bulunduğundan söz edilemez. Bu nedenle mahkemece bilirkişi heyetince hesap edilen ayıp giderim bedeli yanında ayrıca değer kaybına hükmedilmesi hatalı olduğu gibi seçimlik haklardan değer azalması yanında talep edilen maddi tazminatların ayıp nedeniyle genel hükümler gereği talep edilen tazminatlar olmasına rağmen bu tazminatların ayrımında da hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle tarafların ve feri müdahilin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle kararın her iki taraf yararına BOZULMASINA, 3.050,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.