YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/771
KARAR NO : 2021/8685
KARAR TARİHİ : 20.04.2021
Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/11/2019 tarihli ve 2019/5779 soruşturma, 2019/3982 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Ceyhan Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/12/2019 tarihli ve 2019/3276 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/11/2020 gün ve 16266-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2021 gün ve 2020/107860 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/11/2019 tarihli ve 2019/5779 soruşturma, 2019/3982 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Ceyhan Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/12/2019 tarihli ve 2019/3276 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda müşteki kurum vekilinin şüphelinin aboneli olup sayaç harici kaçak su kullandığı iddiası üzerine, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığınca kurum zararının kısmen giderildiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, kurum zararının 1.825,77 Türk lirası olduğunun iddia edildiği somut olayda, dosyada mevcut 23/10/2019 tarihli bilirkişi raporu ile vergisiz ve cezasız kurum zararının 977,57 Türk lirası olduğunun belirlenmesi üzerine, şüphelinin taksitlendirilen kurumun zararını 12/11/2019 tarihli tahsilat makbuzu ve taahhüt senedi uyarınca kısmen tazmin ettiğinin anlaşıldığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/5. maddesi uyarınca kurum zararını kısmen tazmin eden şüpheli hakkında kamu davası açılamayacağı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ise de; bilirkişi raporunun kuruma tebliğ edilmediği, dolayısıyla kurum zararının karşılanıp karşılanmadığının da tespit edilmediğinin anlaşılması karşısında, bahse konu hususun temin edilerek sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/4. maddesindeki “Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.” ve anılan Kanun’un 168/5. maddesindeki “Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.” şeklindeki düzenlemeler uyarınca, şüphelinin 12/11/2019 tarihli taahhüt senedi gereğince tahakkuk ettirilen kaçak tahakkuk bedelinin yalnızca ilk taksidi olan 332,44 Türk lirası tutarındaki bedeli ödediğinin anlaşılması karşısında, Adana Büyükşehir Belediyesi Aski Genel Müdürlüğünün 12/11/2019 tarihli taahhüt senedinde kısmi ödeme yapılmasına dair muvafakatlerinin olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmamasına karşın, merciince “müşteki kurum tarafından düzenlenen 12/11/2019 tarihli taahhüt senedi ile zararın kısmen tazminine ilişkin müşteki kurum rızasının sabit olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, müşteki kurum vekilinin itirazında haklı olmadığı anlaşılmakla, …itirazının REDDİNE” şeklinde dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle müşteki tarafından yapılan itirazın kabulüne karara verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Karşılıksız yararlanma eylemi kapsamında usule aykırı su kullanımına bağlı soruşturma sürecinde müşteki kurum ile şüpheli arasında 12/11/2019 tarihli taahhüt senedi ile kurumun belirlediği kurum zararından oluşan borcun ödenmesi konusunda anlaşmaya varılıp, taksitli ödemeyi amaçlayan taahhüt senedinin düzenlenmiş olması karşısında; kurum ile şüpheli arasında borcun ödenmesi ve koşulları yönünden anlaşma sağlandığı, ceza hukuku yönünden TCK 168/5. değerlendirilmesi açısından bu sözleşmenin zararın tamamının karşılandığını kabule yeterli olacağı, taahhüt senedine bağlı borcun bir kısmının ödenmemesi halinde senede bağlı alacakların tahsiline dair yasal süreç içinde takip edilebileceği anlaşıldığından, Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın gerekçesi kısmen hatalı olmakla beraber sonuçta verilen kararın doğru olduğu ve bu karara itiraz üzerine verilen merci kararının da hukuka uygun olduğu anlaşılmakla (CEYHAN) Sulh Ceza Hakimliğinin 16/12/2019 tarihli ve 2019/3276 Değişik İş sayılı kararına yönelik yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 20/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.