YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3299
KARAR NO : 2019/12649
KARAR TARİHİ : 30.05.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı iş yerinde 16/10/2001-16/05/2014 tarihleri arasında yıkamacı olarak çalıştığını, son aldığı maaşın net 1.314,00 TL. olduğunu, davalı iş yerinde yemek ve servis uygulamasının olduğunu, müvekkilinin haftanın 7 günü 21:00-09:00 saatleri arasında tüm resmi ve dini bayramların ilk günü hariç çalıştığını ancak müvekkiline fazla mesai ve tatil ücreti ödenmediğini, ücret bildiriminin eksik yapıldığını, 16 günlük ücret alacağı bulunduğunu, ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle iş akdinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 16/10/2001 tarihinde çalışmaya başladığını ve 16/05/2014 tarihinde ve sonrasında işe gelmediğini, davacının çalıştığı süreler dikkate alınarak bir süre işe dönüşünün beklendiğini ancak işe gelmeyişi ile ilgili herhangi bir mazeret bildirmediği ve iş akdini feshettiğine dair yazılı ya da sözlü bir beyanda bulunmadığından SGK’ya işten ayrılış bildirgesi verildiğini, davacının haftanın 7 günü 21:00-09:00 saatleri arasında çalıştığı ve sürekli fazla mesai yaptığı yönündeki beyanının gerçek dışı olduğunu, davacının çalışma süresinin ve almakta olduğu maaşının tam ve eksiksiz olarak SGK’ya bildirildiğini, davacının hafta tatili, dini ve resmi bayramlarda çalıştığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kıdem tazminatı talebinin yasal dayanağı bulunmadığını, davacının yıllık izin alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı ile fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece yıllık izin alacağına yönelik “…işveren yıllık izinlerin kullanıldığını usulüne uygun olarak ispat edememiş olmakla dosya kapsamına uygun rapor esas alınmak suretiyle yıllık izin alacağına ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.” şeklinde gerekçe oluşturulmuş ancak hüküm altına alınan rakama ne şekilde ulaşıldığı anlaşılamamıştır.
Anayasanın 141. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Buna göre yıllık izin alacağı istemi yönünden Anayasa’nın 141. maddesi ve HMK.nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe oluşturularak sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişi raporunun esas alındığının açıklanmasına rağmen raporda yer alan hesaptan farklı bir rakamın hüküm altına alınması isabetsizdir.
3-Davacı işçinin hafta tatili günlerinde çalıştığını ileri sürerek, hafta tatili çalışma ücreti talebinde bulunmuştur.
Söz konusu alacağın varlığını ispat yükü davacıda olup, davacı delil olarak tanık beyanlarına dayanmıştır.
Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda aynen ” davacı tanıklarının beyanları arasındaki çelişki ve davalı tanık beyanları dikkate alındığında davacının hafta tatili çalışma iddiasının ispatlanamadığı…” tespitine yer verilerek hafta tatili çalışma ücreti açısından bir hesaplama yapılmamıştır.
Mahkemece “…davacının hafta tatili çalışmasının bulunduğu tanıklar beyanı ile sübuta erdiği…” gerekçesiyle ilgili alacak %20 taktiri indirim ile net 2.400,00 TL. üzerinden kabul edilmiştir.
Hüküm altına alınan 2.400,00 TL. hafta tatili çalışma ücreti miktarına neye göre ulaşıldığı anlaşılamamakla birlikte, davacı tanığı M.A. ve davalı tanıkları davacının haftanın 6 günü çalıştığını beyan ettiklerinden, davacının hafta tatili ücreti isteminin kanıtlamaması nedeniyle reddi gerekirken ne şekilde hesaplandığı dahi açıklanmadan kabulü hatalıdır.
4-Diğer yandan, Mahkemece %20 taktiri indirim ile net 3.343,11 TL. üzerinden kabul edilen fazla mesai ücreti miktarına ne şekilde ulaşıldığının karar gerekçesinde denetime elverişli olarak açıklanmaması da bozma nedenidir.
5-Davacı işçi dava ve ıslah dilekçelerinde fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacakları yönünden en yüksek banka mevduat faizi talep etmiş olup, Mahkemece bu alacaklar için en yüksek banka mevduat faizi yerine yasal faize hükmedilmesi hatalıdır.
6-Kabule göre de, davada hakkaniyet indirimi dışında red miktarı bulunduğu halde kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi, yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre oranlanmaması ve davacının yatırdığı peşin harç, başvurma harcı ve ıslah harcının davayı kaybeden tarafa yükletilmesi gerektiğinin gözden kaçırılması isabetsizdir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.