YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3003
KARAR NO : 2019/9902
KARAR TARİHİ : 11.06.2019
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Muhalefet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Borçlu şirketin kayıtlı olduğu ticaret sicil müdürlüğünden şirketi temsile yetkili kişi ile şirketin tescilli adresi sorulup bu adreste zabıta araştırması yapılarak ve ilgili vergi dairesi müdürlüğünden şikayet tarihini de kapsar şekilde verilen en son beyanname örnekleri de getirtilip incelenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçeyle beraat hükmü kurulması,
2-İncelemeye konu ticareti terk suçu, aynı ticari işletmenin faaliyetine konu iş yeri için ancak bir kez işlenebilen bir suçtur. Zira aynı ticari işletmenin faaliyetine konu iş yerini Kanunda belirtilen yükümlülüklere riayet etmeksizin birden fazla terk etmek mümkün değildir. Burada mağdur edilen müşteki sayısının fazlalığı temel cezanın tayini sırasında dikkate alınsa dahi, aynı neviden fikri içtima hükümleri uygulanamaz.Zira suçun konusu tektir ve tek olan konu aynı iş yeridir. 5237 sayılı TCK’nun 43/2. maddesinde aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanabilmesi için birden fazla bağımsız suçun Kanunda düzenlenen istisnai durumlarda bir araya gelmesinin zorunlu olması aranırken, ancak bir kez terk edilmesi mümkün olan ticari işletmenin faaliyetini sürdürdüğü iş yerinin kapatılması nedeniyle sırf birden fazla şikayetçinin zarar gördüğünden bahisle anılan suçu fikri içtima kapsamına dahil etmek, Türk ceza hukukunun kabul etmediği kıyas yöntemini hem de sanık aleyhine hüküm doğuracak şekilde ceza hukukuna dahil etmek olur ki, bunun kanun koyucunun iradesine aykırı olacağı açıktır. Zira kanun koyucu, genel gerekçede iradesini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle sanık aleyhine getirilen hükümlerin hiç bir tereddüde yer vermeyecek şekilde kanunda açıkça belirtilmesi gerekir. Bu kural Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi ile hüküm altına alınan ve Anayasa hükümleri arasında da yer bulan suçların kanuniliği prensibinin doğal bir sonucudur.
Somut uyuşmazlıkta; bölünmesi, parçalara ayrılması mümkün olmayan ve ancak bir kez işlenmesi mümkün olan ticareti terk suçundan gerek zincirleme suçun gerekse fikri içtimanın olmazsa olmazını teşkil eden suç çokluğundan söz edilemeyeceği hususunda herhangi bir duraksamanın bulunmaması, sanığın savunması üzerine Uyap üzerinden mahkemesinden istenilen ve incelemeye konu dosya içerisine alınan Bursa 8. İcra Ceza Mahkemesi’nin 2014/587 Esas sayılı dava dosyası kapsamında sanık hakkında Ticareti Usulüne Aykırı Terk Etmek suçundan başka bir müşteki tarafından şikayetçi olunduğunun anlaşılması karşısında, anılan dava dosyasının akıbeti ilgili yerel mahkemeden sorularak, temyiz incelemesine konu iş bu dava ile aynı ticari işletmenin faaliyetine konu iş yerinin terk edilmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilerek, aynı ticari işletmenin faaliyetine konu iş yerinden kaynaklanması halinde tek suçun oluşacağı gözetilerek mükerrer mahkumiyete neden olunmaması için olanaklı ise davaların birleştirilmesi, olanaklı değil ise anılan dava dosyasının işbu dava dosyası içerisine alınan onaylı örneğinin diğer delillerle birlikte bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.