YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/306
KARAR NO : 2019/5845
KARAR TARİHİ : 18.03.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2499 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Gerekçeli karar başlığında 03.07.2009 olarak yazılan suç tarihinin; atılı suçun temadi halinde işlendiği görülen inceleme döneminin son günü olan 07.07.2009 olması, mahallinde düzeltilebilir maddi bir hata olarak değerlendirilmiştir.
Mahkemece görevlendirilen üç kişilik heyet tarafından 27.11.2017 tarihinde hazırlanan raporun altında, dosyanın ilk teslim edildiği tutanakta ismi bulunmayan Yrd.Doç.Dr.R…….’ın imzasının bulunmasının, yöntemine uygun alınmayan bir bilirkişi raporu ortaya çıkardığı ve bu raporu esas alan hükmün bozulması gerektiği düşüncesine;
Mahkemece, henüz 6724 sayılı Bilirkişilik Kanunu yürürlüğe girmeden yapılan bilirkişi görevlendirmesi ve 30.01.2015 tarihli dosya teslim tutanağında isimleri yazılı bilirkişi heyetinden bir üyenin ücretsiz izne ayrılması nedeniyle iki yılı aşkın bir sürede hazırlanan 27.11.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunun; aynı dosyada mevcut üçer kişilik iki ayrı heyetçe hazırlanan 30.09.2010 ve 06.05.2014 tarihli birbiriyle çelişen iki adet rapor arasındaki farkı ve çelişkiyi gidermek amacıyla oy birliğiyle yapılan tespit ve değerlendirmeler içermesi, mahkemece ilk görevlendirilen heyetteki bir üyenin ücretsiz izne ayrılması hususunun, bilirkişi heyeti adına dosyayı ilk teslim alan …… tarafından mahkemenin tensibine arz edilmiş olması, mahkemece bu durumun bilirkişi raporuna ve hükme olumsuz bir etkisi olmayacağının zımnen değerlendirilmiş olması, nihayet bilirkişi raporunun ceza yargılamasında takdiri bir delil mahiyeti bulunması karşısında,
Üç kişilik bilirkişi heyetinde yer alan bir üyenin adının ilk teslim listesinde bulunmamasının, raporun delil mahiyetini sakatlayan veya geçersiz kılan bir durum oluşturmaması, diğer iki bilirkişinin oy çokluğuyla da olsa kanaatlerinin mahkemece takdiren hükme esas alınabileceği, raporun delil mahiyetini geçersiz kılmayacağı, keza yerel mahkemenin gerekçeli kararında da yazılı olduğu üzere, sanığın mahkumiyeti için dosyada mevcut tek delilin 27.11.2017 tarihli son bilirkişi raporu olmaması, dosyadaki diğer tüm delillerin hep birlikte değerlendirilerek hükmün kurulmuş olması karşısında iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 18/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.