YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7713
KARAR NO : 2013/7469
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
MAHKEMESİ : … 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen ….02.2012 tarih ve 2011/183-2012/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; davalının, davacıların kardeşi ve davacı şirketlerin ortağı olduğunu, müvekkillerinin 1963 yılından itibaren lokantacılık sektöründe ve bitkisel ve hayvansal gıda üretimi alanlarında PEHLİVAN markası ile faaliyette bulunduğunu, uzun süreli kullanımla markayı tanıttıklarını, 1993 yılında şirketleşme sürecine girildikten sonra markanın ticaret ünvanı ve işletme adı olarak da kullanıldığını, ancak davalının kötüniyetli olarak Pehlivan markasını kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli PEHLİVAN esas unsurlu markaların davacı şirketlere devrine, aksi halde markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1977 yılından bu yana Pehlivan markası ile lokantacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu markayı ilk kez 1988 yılında tescil ettirdiğini kardeşleri olan davacıların ise davalının sigortalısı olarak çalıştığını, markanın müvekkili tarafından maruf ve meşhur hale getirildiğini, gerçek hak sahibinin davalı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Pehlivan ibaresi üzerinde davacıların ve davalının birlikte hak sahibi oldukları, markanın taraflar arasında ne şekilde kullanılacağına dair bir paylaşım ya da anlaşma bulunmadığı, ancak 556 sayılı KHK’nın …. maddesinde miras halinde markanın devrine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, buna karşın markanın tek başına davalı adına tescilinin hukuka uygun olmayıp, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli dava konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, devir talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı …’un karar başlığında gösterilmemesi hususunun maddi hata niteliğinde bulunup, mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,… TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ….04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.