Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/7885 E. 2013/7725 K. 19.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7885
KARAR NO : 2013/7725
KARAR TARİHİ : 19.04.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29…2011 tarih ve 2011/255-2011/658 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirket vasıtasıyla …-Freetown/Sierra Leone uçuş hattında gerçekleştirdikleri seyahatleri esnasında teslim etmiş olduğu … adet bavul ile 1 adet el çantasının kaybolduğunu, bavulların yolculuktan 1 hafta sonra müvekkiline teslim edildiğini, ancak el çantasının teslim edilmediğini, el çantasının 16 kg ağırlığında olup içinde değerli eşya ve parasının bulunduğunu, tatili boyunca her hafta havayolu şirketine giderek el çantasının bulunup bulunmadığını sorgulamaktan ve bulunması için çaba göstermek zorunda kalmaktan dolayı tatilinin ızdırap haline dönüştüğünü belirterek el çantasında bulunan eşyaların değeri ile bulunması amaçlı yaptığı masrafların toplamı olan 11.000 Dolar maddi zararı ile 6.000 Dolar manevi zararının bu zararların oluşumuna sebebiyet veren davalıdan tahsiline tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının kaybolan bavullarının kendisine teslim edildiğini, müvekkili şirketin söz konusu zarardan dolayı sınırlı sorumluluk taşıdığını, davacının talep ettiği madi zararını ispata yarar belge sunamadığını,ayrıca davacının durumu müvekkiline ihbar etmediği için dava açma hakkının bulunmadığını, yine uluslararası taşımacılıkta uygulanması gereken Montreal Konvansiyonu gereği davacıların manevi zarar talep etme haklarının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin zarardan Varşova Konvansiyonu gereğince sınırlı sorumlu olduğu; davacının kaybolan bagajında bulunan eşyaların değerini havayolu şirketine uçuş esnasında bildirmemiş olduğundan bu eşyaların gerçek değerinin belirlenemediği gerekçesiyle maddi tazminatın kısmen kabulü ila 1480 Dolar’ın davacıya ödenmesine ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili; kararı temyiz etmiştir.
1- Dava, yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun ….04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda “Açılan davanın kısmen kabulü ile 1.480,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın hükmün fıkrasında, “Açılan davanın kısmen kabulü ile 1.148,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Yine; kısa karar “29/…/2011” tarihinde verilmesine rağmen; gerekçeli kararda tarihi “27/…/2011” olarak gösterilmiştir. Buna göre, gerekçeli kararın kısa karar uygun yazılmadığı, hüküm altına alınan maddi tazminat alacağı ve karar tarihi yönünden kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulması gerekmiştir.
…- Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ….04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.