Yargıtay Kararı 18. Ceza Dairesi 2017/1399 E. 2019/5292 K. 19.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1399
KARAR NO : 2019/5292
KARAR TARİHİ : 19.03.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1- 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi kapsamında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanık hakkında hüküm açıklanabilmesi için öncelikle, usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması gerekliliği karşısında, Mahkemenin 12/01/2012 tarih, 2010/361 esas, 2012/12 sayılı kararıyla sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ancak bu kararın sanığın mernis adresine öncelikle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği ancak yapılan tebliğde komşu ismi ve imzası bulunmadığından yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, bu nedenle kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı, dolayısıyla da hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a. Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilebilmesi için sonraki suçtan yapılan yargılama sonunda verilen kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunması gerekir. Somut olayda denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlendiği ihbarında bulunan Alanya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/80 esas 2013/877 karar sayılı dosyasında, sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan, 5560 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/2. maddesine göre tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uyulması halinde ise açılmış olan davanın düşürülmesine aksi takdirde davaya devam olunarak karar verileceğinin belirtilmesi, aynı Kanunun 191/2. maddesi son cümlesine göre de, bu kararın durma kararının hukuki sonuçlarını doğurması, verildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca sanık hakkında uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik kararının, CMK’nın 223. maddesinde sayılan davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen hükümlerden olmaması karşısında, bu karara dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gözetilmeden, CMK’nın 231/11. maddesine muhalif şekilde karar verilmesi,
b. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi nedeniyle açıklanmasına karar verilecek yeni hükmün, Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezaların şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle ve gerekçesiz karar verilerek, Anayasanın 141. ve 5271 sayılı CMK’nın 34, 223 ve 230. maddelerine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve sanık …’un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeksizin, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.