YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6372
KARAR NO : 2013/11557
KARAR TARİHİ : 10.09.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Faiz ve borca itiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı ve davalı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, borçlu vekili İcra Mahkemesine başvurusunda; takibe dayanak ilamda tüm alacaklar yönünden brüt miktarlara hükmedildiği halde brüt miktarların nete çevrilmediğini ve bu nedenle fazla asıl alacak ile faiz isteminde bulunulduğunu, ayrıca ilamda tüm alacaklara yasal faiz uygulanmasına karar verilmesine rağmen işlemiş faizin de yasal faizin üzerinde olduğunu açıklayarak, fazla asıl alacak ve faiz yönünden takibin iptalini istemiştir. Mahkemece, ilamda açıkça alacakların brüt olduğu yönünde hüküm bulunmaması nedeniyle borçlu vekilinin bu alacakların nete çevrilmesi şikayetinin değerlendirilemeyeceğine, fakat ilamda alacaklar yönünden yasal faize hükmedilmesi nedeniyle şikayetin kısmen kabulüne, işlemiş faizin 10.263,33 TL ye indirilmesine karar verilmesi üzerine hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94, 61, 103 ve 104. maddeleri gereğince ücretten kesilmesi gereken vergiler ve sigorta primlerinin, ilgili kamu idaresine ödenmesi zorunluluğu borçlu işverene aittir. Bir başka anlatımla, ilamda açıkça net alacağa hükmedilmemiş ise hükmedilen alacak brüt kabul edilir. Alacaklı ilam konusu bedelden bu kesintilerin düşülmesinden sonra kalan net miktar için ilamlı takip yapabilir.
Somut olayda; takibe dayanak yapılan ilamda hüküm altına alınan alacakların brüt veya net olduğu belirtilmemiştir. Bu durumda yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda Mahkemece, bilirkişiden asıl alacakların brüt kabul edilerek, yasal kesintiler yapılmak suretiyle net alacak tespit edildikten sonra bu alacaklar üzerinden işlemiş yasal faizin belirlenmesini istemek olmalıyken, anılan ilkeye ters düşen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4.
(HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.