Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/8500 E. 2013/7729 K. 19.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8500
KARAR NO : 2013/7729
KARAR TARİHİ : 19.04.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

… olarak görülen davada … Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/05/2012 tarih ve 2012/91-2012/252 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin İş Bankası … Şubesi’ndenalmış olduğu çek yapraklarını hamiline olarak keşide ettikten sonra piyasaya sürdüğünü, sonradan bedellerini ödemek suretiyle çekleri geri aldığını ve keşideci ile hamil sıfatını kendi üzerinde birleştirerek son zilyet olduğunu;ancak çek yapraklarının kaybolduğunu, çekler ile ilgili herhangi bir dava veya icra takibi bulunmadığını ileri sürerek sözkonusu çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; tüm dosya kapsamı dikkate alınarak T.T.K. 669 ve devamı maddeleri gereğince çek iptali davasını açma hakkının yetkili hamile tanındığı,davacının keşideci olarak çek iptali davası açma hakkının bulunmadığıgerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili; kararı temyiz etmiştir.
1- Dava, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 01…2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nın 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında, …’nın 563 vd. maddelerinde düzenlenen kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davaların gerek 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nın 383/…-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu açıktır. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda …’nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. …’nın 4. ve 5. maddelerinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK’nın 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğunda duraksanmamalıdır. Bu durumda …’nın 5. maddesi başlığı ile birlikte nazara alındığında, ticaret hukukunda yer alan çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin ..
asliye ticaret mahkemesi olduğu, ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerler bakımından ise asliye hukuk mahkemesinin görevli kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim, 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nın 757/1. maddesinde bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasa koyucunun iradesinin de Dairemizin yorumu yönünde olduğunu göstermektedir. Tüm bu nedenlerle, mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın … Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile işin esasına girilerek davanın reddi kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
…- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda 1 nolu bentte açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, … nolu bentte açıklanan nedenle esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ….04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.