Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/8096 E. 2013/16332 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8096
KARAR NO : 2013/16332
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra takibine itirazın kaldırılması

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, İİK 16.maddesi gereği şikâyetçi 3.kişi şirket yetkilisi tarafından açılan, mesul müdür olduğu şirkette yapılan haciz işleminin usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile takibin iptaline veya senet iptali davasının sonucuna kadar beklenilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, işyerinde fiili haciz yapılmadığından davacının haczin kaldırılması ve istihkak talebinin reddine, davacının kötü niyetli olması nedeni ile % 20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı borçlu şirket yetkilisi tarafından % 20 tazminat yönünden temyiz edilmiştir.
Davacı 3.kişi şirket yetkilisi, haciz yapılan iş yeri ile bir ilgisi olmadığını, sadece bu şirketin sorumlu müdürlüğünü yaptığını, hal böyle iken alacaklı Abdülkadir Şahin’in hakkında yaptığı icra takibi nedeniyle 26.03.2012 tarihinde şirkete ait tüm demirbaşları haczettiğini, mesul müdürü olduğu şirketin demirbaşları üzerinde haciz yapılmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, malların kendisine ait olmadığını, sadece şirketin sorumlu müdürü olması nedeniyle yasadan doğan hem itiraz hem de istihkak iddiasında bulunduğunu, ekli evraklar ve … 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/320 Esas sayılı dava dosyasının hali hazırda devam ediyor oluşu dikkate alınarak icranın iptaline yada senet iptali için açtığı davanın sonucuna kadar bekletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 2011/1024 Esas sayılı takip dosyası ile davacıya karşı yapılan icra takibinin kesinleştiğini, yapılan takibe süresinde itiraz edilmediğini, … İcra Mahkemesi’ne açılan 2011/21 Esaslı davanın da reddine karar verildiğini, kesinleşen takip nedeniyle borçlunun iş yerine haciz yapılmak için gidildiğini, borçlunun Öz Simit Sarayı isimli iş yerini alacağı muvazaalı hale getirmek için kardeşi Ahmet Erbek’e devrettiğini, devir nedeni ile son iki yıl içerisindeki borçlardan müteselsilen sorumlu olacağını bu nedenle yapılan itirazın yersiz olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, işyerinde fiili haciz yapılmadığından davacının haczin kaldırılması ve istihkak talebinin reddine, davacının kötü niyetli olması nedeni ile % 20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı borçlu şirket yetkilisi tarafından % 20 tazminata hasren bozulması için temyiz edilmiştir.
Mahkemenin kısa kararında, davacı şikayetçi borçlunun menkul malların satışını geciktirmek amacı ile haczin kaldırılması ve istihkak iddiasında bulunduğundan % 40 oranında kötüniyet tazminatına ve gerekçeli kararında ise % 20 oranı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş olması çelişkilidir. Ancak söz konusu bu çelişkinin sehven oluştuğu ve mahkemenin gerekçeli karar içeriğinden yasal düzenleme olan % 20 oranı ile düzeltilerek yeniden yazıldığı anlaşılmaktadır.
Alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için İİK’nun 97/13. maddesinde aranan tüm koşulların bir arada bulunması gerekir. Buna göre istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin (ya da satışın) talikine de karar verilmiş olmalıdır.
Gerçekten de; İİK’nun 97/3. maddesinde: “…Takibin talikine karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36. maddede gösterilen teminat alınır.…“ ve aynı maddenin 13. fıkrasında ise: “…Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/11 madde) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur…” düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre; alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi için takibin taliki kararı ile birlikte alacaklının olası zararını karşılamak üzere, istihkak iddia eden kişiden İİK’nun 36.maddesinde gösterilen teminatlardan birisini almak zorundadır. Dava konusu hacizli mallar istihkak iddiasının reddine yönelik kararın kesinleşmesinin ardından zaten paraya çevrilecektir. Önemli olan bu süreçte alacağın tahsilinin gecikmesinden kaynaklanan zararın da karşılanmasına elverişli bir teminatın üçüncü kişi tarafından yatırılmış olmasıdır. Bu nedenle somut olayda alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleşmediği dikkate alınmadan yazılı biçimde kötü niyet tazminatına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı şikayetçinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.