Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/9712 E. 2013/8548 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9712
KARAR NO : 2013/8548
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/07/2011 tarih ve 2008/333-2011/261 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK’nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ….tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına FİDE, FİDES, FİDEM, ÖZFİDE ibareli markaların tescilli olduğunu, davalı şirketin BONA FİDE ibaresini marka olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın TPE tarafından reddedildiğini, başvurunun tescili halinde müvekkiline ait markalar ile karışıklığa yol açacağını, ayrıca müvekkiline ait markasının tanınmış olduğunu, itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK’nun 22.09.2008 tarih ve 2008-M-5214 sayılı kararın iptalini, başvurunun marka olarak tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, dava konusu markaların bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim itibariyle görüntü bakımından birbirinden çok farklı olduğunu, davalı markasının davacı markasından ayırt edilmesini sağlayacak özgün bir yaratım ürünü olduğunu, gerek şekil gerekse lâfzî unsurun bir arada özgün bir kompozisyon oluşturduğunu, bu özellikleri itibariyle orta düzeydeki tüketiciler tarafından karıştırılmaları ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının söz konusu redde mesnet markalarının şekli unsur içermeden düz bir yazıyla yazılmış ibarelerden oluştuğu, davalıya ait dava konusu marka başvurusunun davacının markalarından ayırt edilmeyi sağlayacak özgün bir kompozisyon oluşturduğu, Fide kelimesine Bona ibaresinin ve şekil unsurunun eklenmesi ile markaya farklılık kazandırdığı, marka içerisinde yazılı olan orjinal
nitelikte farklı anlamlar arz eden ve Fide ibaresinin önüne geçen ve markanın farklı algılanmasını sağlayacak unsurlar kullanıldığı, bu şekilde görsel olarak ayırtedicilik kazandığı, 556 KHK 8/1-b anlamında benzer olmadığı, markalar benzemediğinden tanınmışlığın önem arzetmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.