Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/3766 E. 2019/2628 K. 30.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3766
KARAR NO : 2019/2628
KARAR TARİHİ : 30.05.2019

Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı ile davalılar …, …, … ve … İnş. Tes. A.Ş. vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, davacı iş sahipleri ile davalı yüklenici arasında imzalanan eser sözleşmesinin ifası sırasında TC Hazine Müsteşarlığı’ndan alınan yatırımı teşvik belgesi gereğince yurtiçi-yurtdışı makine ve teçhizat alımları KDV’den muaf olmasına rağmen davalı yüklenici şirket tarafından düzenlenen 1 ila 8 nolu faturalara KDV dahil edilerek fazladan KDV ödendiği, bilahare gereksiz ödenen KDV’nin vergi dairesinden geri alınmasına rağmen ödemenin yapıldığı tarih ile vergi dairesinden iade alındığı tarihler arasında finansman kaybı oluştuğu, bu zarardan davalı yüklenici ile ödemenin yapılmasına sebep olan iş sahibi elemanlarının sorumlu olduklarından bahisle zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalılar … ile …’ye yönelik davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı idare vekili, yüklenici şirket vekili, davalılar … ve … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.Hükmüne uyulan dairemizin 04.12.2014 gün 2014/4240 Esas ve 2014/7041 Karar sayılı bozma ilamında yüklenici şirket ve davalı idare elemanları hakkında yasal düzenlemeler ve özellikle idare elemanlarıyla ilgili KDV ödenmesine esas olan belgelerin idare elemanlarınca düzenlendiği ve vergi dairesine ödeme yapıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan Satın Alma Dairesi Başkanlığı görev, yetki ve sorumluluklarını ve Tesis Mühendislik ve Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen yönetmeliklerini göz önünde tutmak suretiyle varsa sorumlulukları ve kusur oranları ile davacı iş sahiplerinin istemekte haklı oldukları finans kaybı sebebiyle zarar miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp değerlendirilerek istenebilecek zarar miktarının belirlenmesi ve sonucuna uygun karar verilmesi gereğine değinilmiştir.Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre bozmada belirtilen hususlar lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak teşkil edeceğinden bozma ilamı uyarınca inceleme yapılması zorunludur. Mahkemece dairemizin 04.12.2014 tarihli bozma ilamından sonra yeniden oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan 25.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda ayrı ayrı tüm davalıların kusur oranları ile iş sahiplerinin istemekte haklı oldukları finans kaybı sebebiyle oluşan zarar miktarı belirlenmiş, itiraz üzerine aynı bilirkişilerden alınan 14.04.2017 tarihli ek raporda asıl bilirkişi raporundaki görüş değiştirilmemiş, 26.09.2017 tarihinde alınan 2. Ek raporda ise davalılardan … ve …’nin olayda kusurları bulunmadığı belirtilerek yüklenici ve idare elemanı olan diğer dört davalı yönünden kusur oranı ve sorumlu oldukları zarar miktarı belirlenmiştir. Bu rapora yüklenici şirket ve davalı … ile … vekili ve davalı … vekili ve davacı idare vekili tarafından teknik içerikli itirazlarda bulunulmuş, yapılan itirazlarda yüklenici şirket dışındaki davalıların çalıştığı Satın Alma Dairesi Başkanlığı ve Tesis Mühendislik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile diğer davacı idare birimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen yönetmeliklerin bilirkişilerce detaylı olarak incelenmediği, yüzeysel yaklaşımlarla sonuca varıldığı ileri sürülmüş, davacı idare vekili stopaj kesintisi yönünden asıl rapordaki bilirkişi kurulu tespitlerinin hatalı olduğunu, bu konuda yaptıkları itirazın ek raporda bilirkişilerce değerlendirilmediğini belirtmiştir.Mahkemece dairemiz bozma ilamı da dikkate alınarak 6100 sayılı HMK’nın 266. Maddesi gereğince çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra alınan bilirkişi asıl raporu ile 26.09.2017 tarihli ek rapor arasında özellikle davalıların kusur oranları ve iş sahiplerinin istemekte haklı oldukları finans kaybı sebebiyle doğan zarar miktarı konusunda çelişki olduğu gibi, alınan ek rapora taraflarca itiraz edilmesine rağmen ve asıl ve ek rapor arasındaki kusur oranı ve sorumlu olunan zarar miktarı konusundaki çelişkinin nedeni bilirkişi heyetince yeterince ve denetime elverişli olarak açıklanmadığı halde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması yoluna gidilmemiş, ek rapordaki kusur ve sorumluluk oranı benimsenerek hüküm kurulmuştur. Kararda ek raporun üstün tutulması ve tercih edilmesi gerekçesi tartışılıp gösterilmemiş, tarafların ek rapora yönelik itirazlarına itibar edilmeme sebebi de açıklanmamıştır. Bu şekilde tarafların itirazlarını karşılayan ve raporlar arasındaki çelişkiyi gideren rapor alınmaksızın karar verilmesi halinde hakimin özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir durumda şahsi bilgisiyle karar verdiği gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır.Bu durumda mahkemece bozmaya uyulmakla bozmada belirtilen hususlar yararına olan taraf için usuli kazanılmış hak teşkil edeceğinden bozma uyarınca araştırma yapılması zorunlu hale gelmiş olmakla ve mahkemece bozmadan sonra alınan raporlar çelişkili olduğu ve davacı ve bir kısım davalılarca rapora itiraz edildiğinden maddi gerçeğin ortaya çıkması için HMK’nın 281/3 maddesi gereğince yeniden seçilecek konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan dairemizin bozma ilamında belirtildiği üzere yüklenici şirket ve davalı idare elemanları hakkında yasal düzenlemeler ve özellikle idare elemanlarıyla ilgili KDV ödenmesine esas olan belgelerin idare elemanlarınca düzenlendiği ve vergi dairesine ödeme yapıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan Satın Alma Dairesi Başkanlığı görev, yetki ve sorumluluklarını ve Tesis Mühendislik Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen yönetmeliklerini göz önünde tutmak suretiyle varsa sorumlulukları ve kusur oranları ile davacı iş sahiplerinin istemekte haklı oldukları finans kaybı sebebiyle doğan zarar miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli, davacı ve davalıların itirazlarını da karşılar nitelikte rapor alınıp değerlendirilerek ve davalı idare elemanlarının sorumlulukları haksız fiil hükümlerine dayalı olduğundan bu davalılar hakkında hüküm altına alınacak miktara yürütülecek faizin haksız fiil tarihinden itibaren yürütülmesi (Temerrüdün haksız fiil tarihinde oluşacağı) suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan, 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalı …. Tes. A.Ş.’den, 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalı …’den, 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalılar … ve …’den alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davacı ile davalılar … İnş. Tes. A.Ş., …’e, … ve …’ye iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 30.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.