YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/618
KARAR NO : 2013/2036
KARAR TARİHİ : 21.02.2013
Davacı …Ş. ile davalılar …, …, …, … ve … aralarındaki dava hakkında …
Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 22.09.2011 gün ve 2010/81 – 2011/452 sayılı hükmün Dairemizin 02.10.2012 gün ve 2011/12208 – 2012/10379 sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş olup, süresi içinde Davacı vekili ile Davalılar …, …, … ve … vekilleri tarafından ayrı ayrı kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R –
Davacı vekili, davalı borçlu Baki aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını davalılar …,… ve Faruk’a satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, taşınmazların satış bedeli ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunduğu ve davalı … dışındaki davalıların birbirlerini tanıdıkları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalıların temyizi üzerine dairenin 02.11.2010 gün ve 2011/12208 – … Esas ve Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bu kez Davacı vekili ile Davalılar …, …, … ve … vekilleri tarafından ayrı ayrı kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
1) Davacı vekili ile davalılar …, … ve … vekillerinin karar düzeltme itirazları yönünden; Dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 6100 sayılı HMK.nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE
2)Davalı … vekilinin karar düzeltme itirazlarına gelince:
a)Dairenin yukarda tarih ve sayısı belirtilen ilamının 2. bendinde; Adı geçen davalıya yapılan satışta tapudaki satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı açıktır. Bu davalı ile borçlu arasında akrabalık, tanıdıklık, arkadaşlık, ticari ilişki gibi davalı borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğunu gösteren bir ilişki de ispat edilmiş değildir. Ancak borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, … Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Somut olayda davalı …’nin satın aldığı taşınmazın bir dükkan olduğu ifade edilmiştir.
İ.İ.K’nın 280/son fıkrasına göre ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir. Dava konusu dükkan için bu şekilde bir ticari işletme devri olup olmadığı araştırılmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
b)Ancak dosya içeriğinden ve taraf beyanlarından borçlu davalı tarafından davalı …’a satılan taşınmazın dükkan olmadığı taşınmazın tapu kaydı ve bilirkişi raporundan da anlaşılacağı gibi villa niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmazın ticari işletme niteliğinde olmadığının anlaşılması ve tapudaki satış bedeli
ile taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı, davalı … ile borçlu davalı arasında akrabalık, tanıdıklık, arkadaşlık, ticari ilişki gibi davalı borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğunu gösteren bir ilişki de kanıtlanamadığına göre davalı …’a yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bu nedenle dairenin 02.10.2012 gün ve 2011/12208 – 2012/10379 sayılı kararının 2. bendinin kaldırılarak kararın davalı … yönünden yukarda açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalılar …, … ve … vekillerinin karar düzeltme itirazlarının reddine, davalı … vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile dairenin 02.10.2012 gün ve 2011/12208 – 2012/10379 sayılı kararının 2. bendinin gerekçesinin değiştirilerek hükmün yukarda (2- b) bendinde yazılı nedenlerle BOZULMASINA, aynı Yasanın 442. maddesi uyarınca 219,00’er TL para cezasının davacıdan ve davalı …, Ahmet ve Halil İbrahim’den alınarak Hazineye gelir kaydettirilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 81,25 TL fazla alınan peşin harcın davalı …, … ve …’a geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 6,55 TL tashihi karar harcının davacıdan alınmasına, karar düzeltme peşin harcının davalı …’a geri verilmesine 21.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.