YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2019
KARAR NO : 2019/2910
KARAR TARİHİ : 20.06.2019
Davacı … Enerji İml. Paz. Tic. San. A.Ş. ile davalı H.. Ç.., birleşen 2015/638 Esas sayılı davada davacı …Enerji İml. Paz. Tic. San. A.Ş. ile davalı H.. Ç.. arasındaki davadan dolayı …3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2017 gün ve 2014/1046-2017/397 sayılı karar istinaf edilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.03.2018 gün ve 2017/406-2018/150 sayılı hükmü onayan Dairemizin 12.02.2019 gün ve 2018/3382-2019/557 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından maddi hatanın düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl ve birleşen dosya davacısı vekili, Dairemize hitaben verdiği 10.04.2019 tarihli dilekçesiyle Dairemizin 12.02.2019 tarih 2018/3382 Esas, 2019/557 Karar sayılı ilamının birinci bendinde temyiz istemlerinin temyiz dilekçesinin iki haftalık temyiz süresi geçtikten sonra verildiği belirtilerek süre yönünden reddedilmiş ise de; temyiz itirazlarının davalı tarafın temyiz dilekçesinin taraflarına tebliğinden sonra, katılma yoluyla ve yasal 2 haftalık süre içinde yapılmasına rağmen, maddi hata yapılarak süre yönünden temyiz istemlerinin reddedildiğini ileri sürerek maddi hata düzeltilmek suretiyle, katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dairemizce inceleme, 6100 sayılı HMK’nın 361 ve devamı maddeleri hükmünce bölge adliye mahkemesi kararının temyizi üzerine yapılmıştır. 1086 sayılı HUMK’da yerel mahkeme kararlarına karşı temyiz ve karar düzeltme olmak üzere iki aşamalı kanun yolu düzenlenmiş olmakla birlikte 6100 sayılı HMK’da ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf ve onun kararına yönelik temyiz kanun yolu belirlenmiştir. Bu sebeple HMK hükümleri gereğince bölge adliye mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz başvurusu sonucu, Yargıtay’ca verilen onama, bozma ya da süre ile kararın temyizi kabil olmaması ve kesinliği sebebiyle temyiz isteminin reddi kararlarına karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün değil ise de; onama, bozma ve ret şeklindeki Yargıtay ilamlarında açık maddi hata bulunması halinde, talebin incelenerek maddi hata düzeltilmek suretiyle kararın düzeltilmesi mümkündür ve Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; temyize ilişkin düzenlemelerin yapıldığı, 6100 sayılı HMK’nın kıyas yoluyla uygulanacak hükümler başlıklı 366. maddesinde kanunun istinaf yoluyla ilgili 343 ile 349 ve 352. maddeleri hükümlerinin temyizde de kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir. Temyizde de uygulanacağı kabul edilen HMK’nın 348/1. maddesinde katılma yoluyla başvuru düzenlenmiş olup, başvurma
hakkı bulunmaması veya başvuru süresi geçmiş olsa bile kanun yolu dilekçesi kendisine tebliğ edilen tarafın cevap dilekçesiyle kanun yoluna başvurabileceği kabul edildiğinden, yapılan bu düzenlemelere göre, 6100 sayılı HMK’da da katılma yoluyla temyiz kabul edilmiş, asıl ve birleşen dosya davacısı, bölge adliye mahkemesinin kararının tebliğine rağmen yasal süresi içinde temyiz başvurusunda bulunmamış olmamakla birlikte, davalının temyiz dilekçesinin 07.05.2018 tarihinde vekiline tebliği üzerine iki haftalık yasal süresi içerisinde 18.05.2018 tarihli dilekçesiyle ve katılma yoluyla, asıl davada alacağın 200.000,00 TL’lik kısmı ile ilgili icra inkâr tazminatı isteminin reddi yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. Buna rağmen, davacının katılma yoluyla temyiz isteminde bulunduğu gözden kaçırılarak ve açık maddi hata sonucu temyiz isteminin süre yönünden reddedildiği, bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından, maddi hatanın düzeltilmesi istemi kabul edilip Dairemizin 12.02.2019 tarihli ilamının birinci bendi kaldırılarak, davacının asıl davada kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiş ve temyiz itirazları istinaf ile temyiz talepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada yüklenici tarafından iş sahibi aleyhine yapılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı talep edilmiştir. İlk derece mahkemesinin gerekçe bölümünün yedinci sayfa son paragrafında alacağın likit nitelikte olduğu gözetilerek davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmolunmuş, şeklinde yazılıp gerekçe bölümünde davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirlenmesine rağmen, hüküm kısmında asıl davada davacının icra inkâr tazminatının reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakâlar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakâlarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer olması ve sonuç kısmında da taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olmayacağı hükmü getirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.02.2010 gün 2010/1-86 Esas, 2010/108 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kararın gerekçesinin de sonucuyla tam bir uyum içinde maddi olgular ile hüküm aşamasında mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde, yasaya uygun biçimde gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki bulunması, Anayasa ve yasalarla teminat altına alınan, yargılamanın açıklığı ve adil yargılanma hakkı ilkeleri ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırıdır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün, 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında da, mahkeme kararında çelişki bulunması halinde bunun mutlak bozma nedeni olacağı belirtilmiştir.
Bu durumda anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yapılan açıklama ve tespite göre asıl davada, davacının icra inkâr tazminatı istemiyle ilgili, gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki bulunduğu ve davacı tarafça, bu yönden istinaf kanun yoluna başvurulmasına rağmen, bölge adliye mahkemesince gerekçeyle kısa karar arasındaki çelişki sebebiyle ilgili istinaf istemi kabul edilip, asıl davayla ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp, çelişkiyi gidermek suretiyle asıl davada sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddi doğru olmadığından, ilk derece mahkemesinin asıl davada icra inkâr tazminatı istemiyle ilgili olarak, önceki kararı ile bağlı olmaksızın, çelişkiyi kaldırmak suretiyle, dosya kapsamı ve vicdani kanaatine göre karar verebilmesini temin için davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabul edilerek, ilk derece mahkemesi hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen dosya davacısı yüklenicinin maddi hatanın düzeltilmesi talebinin kabul edilerek, Dairemizin 12.02.2019 gün 2018/3382 Esas, 2019/557 Karar sayılı ilamının, davanın temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin 1. bendin kaldırılmasına ve davacının asıl davada kurulan hükme yönelik temyiz itirazların kabulü ile davacının istinaf başvurusunun reddine dair, bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılarak, asıl davada icra inkâr tazminatı ile ilgili, önceki karar ile bağlı olmaksızın, çelişkiyi kaldırmak suretiyle, mevcut deliller ve oluşacak vicdani kanaate göre karar verilmesini sağlamak üzere, ilk derece mahkemesi hükmünün davacı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.