YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/989
KARAR NO : 2013/2038
KARAR TARİHİ : 21.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait davalı şirkete kasko sigortalı aracın tek taraflı kazada hasarlandığını ihbara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek şimdilik 8.000 TL’nin davalıya başvuru tarihinden işleyecek ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, olay anında sürücünün alkollü olduğunu, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, bu durumun teminat kapsamında olmadığını, hasar miktarını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak sigorta ettiren tarafından kendi kasko sigortası şirketi aleyhine açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2918 Sayılı KTK’nin 48.maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1
maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandıki alkol miktarı 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Kasko sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. Maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması,
sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda her ne kadar 8.10.2010 tarihli davalı … yetkililerince düzenlenen “yazılı beyanımdır” başlıklı dilekçede, davacı şirket yetkilisi …, kardeşi …’ün 12.9.2010 tarihinde saat 10.30 sıralarında kaza yaptığını beyan etmişse de, bu şahsın mahkeme huzurunda ifadesinin alınmaması, aracın sürücüsü olmadığı gibi olay anında araçta ve olay mahallinde de bulunmaması, ayrıca kaza saati hakkında kesin ve tam bilgiye sahip olmayıp 10.30 sıralarında şeklinde esnek ifade kullanması, duruşmada dinlenen tanık …’ın kazanın saat 12.00-13.00 sıralarında olduğunu beyan etmesi nedeniyle resmi mercilerce düzenlenen aksi sabit oluncaya kadar geçerli sayılan ve aksi ispat edilemeyen kaza tesbit tutanağında belirtilen 12.9.2010 saat 12.55’te kazanın meydana geldiğinin ve kaza anında dava dışı sürücü … ‘ün 0.47 promil alkollü olduğunun kabulü gerekir. Sürücü 0.47 promil alkollü olarak kasko sigortalı araçla seyrederken direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş yönüne göre yolun sağ tarafında bulunan yaya kaldırımına çıktıktan sonra aracının ön tampon ve komple ön kısımları ile demiryolu demirparmaklık korumalarına çarpıp dönerek sol arka yan tampon kısımları ile istinat duvarına çarpmak suretiyle tek taraflı maddi hasarlı kazaya sebebiyet vermiştir. Kaza tutanağına göre olay anında hava yağmurlu, yol asfalt ve ıslaktır. Duruşmada dinlenen davacı tanığı Ömer Berber de olay tarihinde havanın yağışlı olduğunu, sürücünün bu nedenle direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yaptığını ifade etmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt aklolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda kaza tesbit tutanağında belirtilen havanın yağmurlu, yolun ıslak olduğu, bunun direksiyon hakimiyeti kaybına sebep olup olmayacağı hususu yeterince değerlendirilmeden genel bir ifadeyle sürücünün kural hatası yapmadığı, bir başka araçla temas olmadığı, yol ve hava koşullarında kazayı tetikleyici direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesine etken olacak bir unsurun bulunmadığı belirtil-
dikten sonra 0.47 promil alkolün kişiler üzerindeki genel etkileri açıklanıp olayın münhasırın alkolün etkisi altında meydana geldiği bildirilmiş olup bu rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi ve Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek aralarında nöroloji ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşacak, önceki bilirkişiler dışında farklı bir bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekmeşmediğinin, yolun ıslak ve havanın yağmurlu olmasının ya da başka unsurların kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tesbiti hususlarında önceki bilirkişi raporunda irdelendiği, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı …S Mob. Malz. Hırd. İnş. San. Tic. Ltd. Şti vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.