YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1470
KARAR NO : 2019/3268
KARAR TARİHİ : 11.06.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
MAHKEMESİ : Görele Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl ve birleşen davada davacılar … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 26/12/2013 ve 13/10/2015 gününde verilen dilekçeler ile haksız fiil nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair verilen 10/10/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, cinsel istismar eylemine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; asıl davada, davalının, akli melekeleri yerinde olmayan davacılardan …’e yönelik 30/12/2009 tarihinden geriye dönük olarak 5-6 yıl boyunca cinsel saldırıda bulunması sebebiyle bu davacının psikolojisinin daha da bozulduğunu, …’ın babası olan davacı … ile kardeşleri olan diğer davacıların da derin üzüntü ve acı duyduklarını, şeref ve haysiyetlerinin zedelendiğini belirterek uğradıkları manevi zararın giderilmesini, birleşen davada ise asıl davada faiz talep edilmemesi nedeniyle haksız fiil tarihi ile asıl dava tarihi arasındaki zaman için işletilecek yasal faiz alacağı isteminde bulunmuştur.
Davalı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme ilk kararında; davacıların kişilik hakları saldırıya uğradığından bahisle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermiş, tarafların temyizi üzerine Dairemizce 05/10/2017 gün, 2015/12408 esas, 2017/5531 karar sayılı ilam ile davacı tarafın faize ilişkin herhangi bir talebi bulunmadığı halde, talep aşılarak davacılar lehine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş,temyiz aşamasındayken davacılar vekilinin faiz talebine ilişkin ek dava açması nedeniyle davaların birleştirilmesine, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda; davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde 31/12/2009 – 26/12/2013 tarihleri arasına ilişkin işlemiş faiz yönünden hesapladığı miktarı müddeabih haline getirmek ve harcını yatırmak suretiyle talepte bulunmuş, ancak mahkemece birleşen davadaki bu talep yönünden ayrıca hüküm kurulması gerektiği gözardı edilerek HMK’nın 297/2. maddesine aykırı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Öte yandan, davacıların ne asıl, ne de birleşen davada, dava tarihinden sonraki dönem için faiz talebi bulunmadığı halde, talep aşılmak suretiyle olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.