YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3278
KARAR NO : 2021/6824
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.01.2021 tarih ve 2020/206 E. – 2021/44 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; Federal Almanya Cumhuriyeti Stutgart-Bad Cannstatt Bölge (Sulh Hukuk) Mahkemesinin 4 C 1702/09 numaralı dosyasından verilen 30.11.2009 tarihli kararının ve yargılama masraf tespit kararlarının kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve yargılama masraflarına dair masraf tespit kararlarının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; yabancı mahkeme tarafından müvekkilinin savunma hakkının ihlal edildiğini, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmediğini, bu nedenle kararın tenfiz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma kararı sonunda yapılan yargılamada, hukuk davalarına yönelik olarak mahkemelerden alınmış olan ilamların tenfizi için 5718 sayılı MÖHUK’un 50. 54. ve 55/2. maddelerinde hükümler düzenlendiği, anılan Kanunun 54/c maddesi gereğince yabancı mahkeme hükmünün tenfiz edilebilmesi için kamu düzenine açıkca aykırı bulunmamasının gerektiği, kanun da kamu düzeniyle ilgili tanımlama yapılmadığı ancak, hükmün açıkca kamu düzenine aykırı olmamasının aranmasından dolayı tenfiz aşamasında hakime sınırlama getirildiği, doktrinde de kamu düzenine yönelik bazı kriterlerin belirlendiği, hakimin olayın özelliğine göre inceleme ve değerlendirme yapmak durumunda olduğu, 5718 sayılı Kanunun 54/c maddesinde hükmün kamu düzenine açıkca aykırı bulunmamasını tenfiz şartları içinde sayıldığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 10.02.2012 tarih ve 2010/1 – 2012/1 karar sayılı kararında kabul edildiği üzere kamu düzeninin çerçevesinin, Türk Hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına. Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlükleri, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyası ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebileceklerinin belirtildiği, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan emredici hükümlerin Türk kamu düzenini ihlal edebileceği akla gelmekte ise de her emredici kuralı ihlal eden yabanca mahkeme kararının Türk kamu düzenini ihlal edeceğinin söylenemeyeceği, emredici bir kanun hükmünün Türk kamu düzenine ilişkin bir kural olup olmadığının tespitinde o kanunun düzenlenme amacının, konusunun ve koruduğu menfaatlerinin de gözetilmesi gerektiği, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Kanun’a eklenen geçici 4. maddesi ile Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklara ilişkin emredici hükümler getirdiği ve fakat bu hükümlerin Türk kamu düzeninin ihlaline yol açacak, dolayısıyla yabancı mahkeme ilamının tenfizine engel olacak hükümler olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, Federal Almanya Cumhuriyeti Stutgart-Bad Cannstatt Bölge (Sulh Hukuk) mahkemesinin 4 C 1702/09 numaralı dosyasından verilen 30.11.2009 tarihli kararı ile 09.09.2014 tarihli 1533,52 EURO ile 30.03.2010 tarihli 850,40 EURO toplam 2.383,92 EURO yargılama masraf tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizine ilişkindir. Dairemizin 19.02.2020 tarihli ilamı ile yabancı mahkeme kararının tanınmasına dair verilen ilk kararın, 7194 sayılı Yasa kapsamında değerlendirme yapılması yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizin bozma ilamından sonra mahkemece dava konusu yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olmadığı gerekçesiyle tanınmasına karar verilmiştir. 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun 41. maddesinde 25.3.987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna eklenen geçici 4. maddede “birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir” hükmü yer almaktadır. Dava konusu yabancı mahkeme kararı yukarıda anılan madde kapsamında kalan Bera Holding A.Ş.ye karşı açılan alacak istemine ilişkin olup dolayısıyla bu kararın tanınmasına ilişkin davanın da yukarıda anılan madde kapsamına girdiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda anılan yasal düzenleme dikkate alınarak dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, tanıma istemine ilişkin olup, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Kanunla çeşitli kanunlara eklenen geçici 4. madde nedeniyle yerel mahkemenin tanıma davasında yürürlüğe giren bu maddeyi değerlendirmesi gerektiği ve bu nedenle bu aşamada temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesinde tenfiz koşulları 4 bent halinde sayılmış olup mahkemece bu 4 bent de ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulmuştur. Yürürlüğe giren ve Daire’nin çoğunluğunca değerlendirilmesi istenilen Yasa’da, 1. fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verileceği ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücretinin ortaklık üzerinde bırakılacağı hükmü düzenlenmiştir. 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesinin a-b-ç fıkraları ile yürürlüğe giren bu yasa arasında bir ilişki bulunmamaktadır. Aynı maddenin c fıkrasında ise tenfiz edilecek kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması koşulu mevcuttur. Yürürlüğe giren yasa ancak bu fıkra gereğince bir değerlendirmeye tabi tutulabilecektir. Ancak yabancı bir kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılabilmesi için kararda yer alan hüküm kısmının anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine (vazgeçilmez prensiplerine) Türk toplumunun genel örf-adet ve ahlak telakkilerine, toplumun ekonomik yapısını temelinden sarsacak olan değerlendirmeye, temel insan haklarına, adalet anlayışına aykırı olması gerekir. Yabancı karara konu teşkil eden hususların, kısmen veya tamamen Türk hukukunda emredici nitelikteki kurallarla düzenlenmiş olması kamu düzeni müdahalesi için bir sebep teşkil etmez. Öte yandan, kamu düzeni kavramının zaman ve mekana göre değişen, izafi niteliği düşünüldüğünde geçici nitelikteki bir hükmün genel kamu düzeni kavramıyla ilişkilendirilmesi de söz konusu olmamalıdır. Bu durumda, yabancı kararda yer alan hükmün icra edilmesi ile ortaya çıkacak sonuç hukukun genel prensiplerine, toplumun genel örf adet ve ahlak telakkilerine aykırı düşmedikçe ve anayasanın temel ilkelerine aykırı bulunmadıkça yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırılığından söz edilemez.
Somut davaya konu yabancı mahkeme kararının tanınması Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmamakla yerel mahkemenin böyle bir değerlendirme yapmasına da gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle bu yönde bozma yapılmayarak temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz.