Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/349 E. 2021/6940 K. 08.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/349
KARAR NO : 2021/6940
KARAR TARİHİ : 08.12.2021

MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.04.2019 tarih ve 2016/508 E. – 2019/274 K. sayılı kararın temlik alan davacı vekili ile temlik eden davacı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.06.2020 tarih ve 2019/1440 E. – 2020/718 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi temlik alan davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı …… Ltd. Şti. lehine kullandırılan ticari krediler nedeniyle kredi borçlusu ile müvekkili banka arasında Genel Kredi Sözleşmeleri ve Ticari Nitelikli Taşıt Kredisi Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların da sözleşmeleri müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, krediden kaynaklanan borcun ödenmemesi sebebiyle davalılara ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine davalılar hakkında Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2016/5973 Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlular vekili tarafından borca, faize ve tüm ferilere itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalı borçluların itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek davalıların itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davacı bankadan asıl krediyi kullanan Seytar Tarım…Ltd. Şti.’nin tek ortağı ve yetkilisinin … olduğunu, müvekkillerinden Maşallah’ın … ve…ın babası olduğunu, …’nin şirketteki hisselerini çocuklarına devir ettiğinde tüm bankalardaki kredileri ödeyip şirketin bankalar nezdindeki tüm kredilerini sıfırladığını, genel kredi sözleşmelerinin 10 yıl öncesine ait ve ödenmiş kredilere ilişkin sözleşmeler olduğunu, davacı bankanın kötü niyetli olarak kendinde muhafaza ettiği Genel Kredi Sözleşmelerini sonradan tarih atmak sureti ile müvekkillerini borçlandırdığını, bankanın elinde müvekkillerine ait tahsili halinde borçtan düşürülmesi kaydı ile verilmiş müşteri çekleri bulunduğunu, ancak davacı bankanın kötü niyetli olarak bu çeklerin varlığını gizlediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; temlik eden banka ile davalı … Ltd. Şti. arasında imzalanan 2 ayrı genel kredi sözleşmesi ve 27/04/2015 tarihli 100.000,00 TL limitli ticari taşıt kredisi ile bila tarihli çek taahhütnamesi imzalandığı, davalılardan …’nin 2 ayrı genel kredi sözleşmesi ve ticari taşıt kredisi sözleşmelerinde sözleşme limiti üzerinden, davalı …’nin 24/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde sözleşme limiti dahilinde ve diğer davalı Kamuran Bilici’nin de 16/09/2015 tarihli sözleşmede sözleşme limiti üzerinden müteselsil kefil imzalarının yer aldığı, yargılama sırasında davacı banka tarafından takip ve davaya konu edilen alacağın sunulan temlik sözleşmesi ile Birleşim Varlık Yönetim A.Ş’ye temlik edildiği (nakdi ve gayrı nakdi alacaklar yönünden), gayrı nakdi çek kredisi depo talebi yönünden davalı kefillerin sorumluluğunun bulunmadığı, sadece davalı şirket …Tarım Ltd Şti ‘nin çek taahhütnamesinin 1. ve 7. maddesi uyarınca 32 adet çek karşılığı 38.170,00.-TL çek riski nedeniyle depo talebinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlular …Tarım…Ltd.Şti., … ve …’nin Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2016/5973 Esas sayılı takip dosyasındaki borca yönelik itirazlarının kısmen iptaline, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin davalı borçlular …Tarım Ltd.Şti ve … yönünden taksitli krediden dolayı 178.903,71.-TL asıl alacak, 174,32.-TL işlemiş faiz, taksitli taşıt kredisinden dolayı 62.088,92.-TL asıl alacak, 60,83.-TL işlemiş faiz, nakde dönüşen çek kredisinden dolayı 20.308,22.-TL asıl alacak, 22,52.-TL işlemiş temerrüt faizi ve 12,94.-TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 261.571,56.-TL alacak üzerinden ve taksitli kredilerden dolayı 178.903,71.-TL ve 62.088,92.-TL asıl alacak tutarlarına takip tarihinden itibaren yıllık %35 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi, nakdi çek kredisinden doğan 20.308,32.-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %30,24 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanmasına, davalı borçlu … yönünden taksitli krediden dolayı 178.903,71.-TL asıl alacak, 174,32.-TL işlemiş temerrüt faizi, nakdi çek kredisinden dolayı 20.308,32.-TL asıl alacak, 22,52.-TL işlemiş temerrüt faizi ve 12,94.-TL gider vergisi olmak üzere toplam 199.401,81.-TL alacak üzerinden ve taksitli krediden olan 178.903,71.-TL asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren yıllık %35 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi, nakdi çek kredisinden olan 20.308,32.-TL asıl alacağa da takip tarihinden itibaren yıllık %30,24 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle devamına, davalılardan … aleyhine nakdi kredi alacağına yönelik itirazın iptali istemiyle açılan davanın reddine, davalılar …, … ve … aleyhine çek riski depo talebiyle ilgili gayri nakit alacağa ilişkin itirazın iptali istemiyle açılan davanın reddine, davalılardan …Ltd.Şti. aleyhine çek riski depo talebiyle ilgili gayri nakdi alacağa ilişkin itirazın iptali istemiyle açılan davanın kısmen kabulü ile; 32 adet çekin yasal garanti tutarı olan 38.170,00.-TL’ nin davalı … Ltd.Şti. tarafından temlik eden banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine, davacı tarafından çeklerin karşılıksız asgari bedelinin ödenmesi halinde bu bedelin yıllık %30,24 oranında temerrüt faizi ile birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, haksız itiraz edilen 261.571,56.-TL alacağın takdiren %20′ si oranında icra inkar tazminatının davalılar …, … ve …Tarım Ltd.Şti’ den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine (davalı … 199.401,81.-TL alacağın %20′ si oranında icra inkar tazminatından sınırlı sorumlu tutularak) karar verilmiştir.
Karara karşı temlik alan davacı vekili ve temlik eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; temlik eden banka vekilinin istinaf başvurusu yönünden, temlik ile birlikte alacaklı sıfatının devralana geçtiği, alacaklı sıfatı kalmayan temlik eden banka aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle temlik eden banka vekilinin istinaf sebebinin yerinde görüldüğü, temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise gerek taksitli kredilerde gerekse cari hesap şeklindeki nakdi çek kredisinde kat tarihi itibariyle asıl alacak tutarlarının işleyen akdi faizler eklenmek suretiyle alacak miktarı kapitalize edilerek oluşturulduğu, cari hesap usulünde TTK uyarınca 3 aydan aşağı olmamak üzere faizlerin anaparaya ilave edilerek kapitalize edilmesinin mümkün olduğu, bankanın kat ve temerrüd tarihlerine dikkat etmeden her aşamada birleşik faiz işletmesinin mümkün olmadığı, kat tarihinde asıl alacak birleşik faizli tutar olup, davalı şirketin temerrüd faizi tarihinin 09/05/2016 ve takip tarihinin 31/05/2016 tarihi olduğu gözetildiğinde bu dönemde üç aylık yasal süre dolmadığı gibi işleyen temerrüd faizinin hiçbir şekilde faize faiz yürütülecek şekilde kapitalize edilmemesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 19/5. maddesi uyarınca, nakde dönüşen çek yapraklarından doğan banka alacağı kredili mevduat hesabı kredisi niteliğinde olduğundan çek kredisinden doğan banka alacağının dönemine uygun olarak %24,24 akdi ve %30,24 temerrüd faizine tabi olduğu, davalı kefillerin genel kredi sözleşmelerinde çek depo bedelinden sorumlu olacaklarının açıkça düzenlenmediği, bu nedenle çek depo bedellerinde kefillerin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği, davacı banka ile davalı şirket arasında 24/08/2012 tarihli 1.000.000,00 TL limitli, 12/09/2015 tarihli 1.500.000,00 TL limitli iki ayrı genel kredi sözleşmesi ile 27/04/2015 tarihli 100.000,00 TL limitli ticari taşıt kredisi ve bila tarihli çek taahhütnamesi düzenlendiği, davalı …’nin genel kredi sözleşmeleri ve ticari taşıt kredi sözleşmeleri üzerinden davalı …’nin 24/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde sözleşme limiti dahilinde, davalı …’nin ise 16/09/2015 tarihli sözleşmede sözleşme limiti üzerinden müteselsil kefil imzalarının bulunduğu, bila tarihli çek taahhütnamesinin davalı şirket yönünden geçerli olup, taahhütnamede 6098 TBK’nın 583. maddesi hükmüne uygun kefillerin geçerli bir kefil imzasının bulunmadığı, 24/08/2012 ve 16/09/2015 tarihli genel kredi sözleşmelerinin çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu, 24/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde imzası bulunan kefillerin 16/09/2015 tarihli sözleşme ile sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı gibi bağımsız bir kredi sözleşmesi olan 27/04/2015 tarihli taşıt kredisinde imzası bulunmayan kefillerin önceki genel kredi sözleşmeleri uyarınca sorumlulukları cihetine gidilemeyeceğinden temlik alan davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, temlik eden banka vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilerek yargılama giderleri nedeniyle yeniden hüküm kurulmuştur.
Kararı, temlik alan davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, temlik alan davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (temlik alan) davacı …Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı Berleşim Varlık Yönetim A.Ş.’ye iadesine, 08/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.