YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8413
KARAR NO : 2021/9546
KARAR TARİHİ : 14.12.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur beirlemesi, nafakalar, maddî tazminatın miktarı, manevî tazminatın reddi ve velâyet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle 2006 doğumlu ortak çocuk … yararına hükmedilen aylık 400 TL nafakanın tedbir nafakası olduğunun anlaşılmasına göre davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- İlk derece mahkemesince ortak çocuğun velayeti konusunda ortak velayete karar verilmekle birlikte emekli olması ve çalışmaması nedeniyle annenin müşterek çocuğa daha çok vakit ayırabileceği gerekçesiyle fiilen anneye verilmesine karar verilmiştir. Anılan kararın velayet yönünden de istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince ortak velayete karar verilmesinin hatalı olduğuna ve velayetin babaya verilmesine karar verilmiştir. Velayet ve kişisel ilişki düzenlenirken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “Üstün yararı” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1. 34.3/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Dosyada yapılan incelemede; mahkemece alınan 03.05.2017 tarihli sosyal inceleme raporunda ortak çocuk her iki tarafı da sevdiğini ancak babasında kalmak istediğini belirtmiş, uzman ise ortak velayetin uygun olduğuna, ortak velâyet olmadığı takdirde velayetin anneye verilmesi yönünde görüşünü bildirmiştir. 17.05.2018 tarihli duruşmada dinlenen Barlas, anne ve babasını tercih etmek konusunda kararsız olduğunu belirtmiştir. Davalı-karşı davacı kadın temyiz dilekçesinde, babanın görevi nedeniyle Kıbrıs’ta olduğunu ve çocuğun 2018 yılı temmuz ayından itibaren kendisiyle birlikte yaşadığını belirtmiştir. Bu sebeple, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5. maddesi gereğince, aile mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenip; gerekirse idrak çağında bulunan çocuğun velayet konusundaki görüşü de alınarak ve toplanan diğer deliller birlikte değerlendirilerek, velayet konusunda bir karar verilmesi gerekirken; bu hususta eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 14.12.2021 (Salı)