Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6253 E. 2021/4783 K. 07.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6253
KARAR NO : 2021/4783
KARAR TARİHİ : 07.06.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.02.2020 tarih ve 2018/250 E. – 2020/93 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili …’un dava dışı Emek Gıda… Ltd. Şti.’de işe girmek istemesi üzerine adı geçen şirket tarafından kendisinden kefilli teminat senedi istenildiğini, müvekkillerinin de …’un işe girebilmesi için keşideci …, lehtarı Emek Gıda Ltd. Şti., avalisti davacı … olan bonoyu sadece kimlik bilgilerini doldurarak ve imza atarak verdiklerini, …’un lehtar şirketteki işinden ayrılması üzerine ihtarname çekerek senedin iadesini istediğini, senedin teminat senedi olduğunun bilincinde olan lehtar şirketin senedi arasında organik bağ bulunan davalı şirkete ciro ettiğini, davalı şirketin bonoyu takibe konu ettiğini, ancak senedin boş olarak ve teminat için verilmesi sebebiyle borçlu olmadıklarını ileri sürerek, takibe konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, bononun lehtar şirketle aralarındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkiline ciro edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını ispata yarar yazılı delil ibraz edemediği, davalı şirket yetkilisinin davacı yanca teklif edilen yemini eda ettiği, senedin teminat senedi olduğu yönündeki definin nispi defi niteliğinde olup, iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği, davacı yanca, davalı cirantanın kötü niyetli olduğu ispat edilemediği gibi, davalıdan keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesinin de beklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar, davaya konu bononun davacı …’un lehtar şirkette işe girebilmesi için teminat olarak verildiğini, davalının senedin belirtilen niteliğini bilerek kötü niyetle iktisap ettiğini iddia etmiş, davalı ise, senedin lehtar şirketle arasındaki ticari ilişki sebebiyle kendisine ciro edildiğini savunmuştur. Mahkemece, senedin teminat senedi niteliğinde olduğunun ispatlanamadığı belirtilmişse de, lehtar şirketin yetkilisi, davacı yanca delil olarak dayanılan ceza soruşturması kapsamında verdiği ifadesinde, şirket bünyesinde plasiyer olarak çalıştırılan işçilerden işe girişleri sırasında teminat senedi aldıklarını, davacı …’tan de bu kapsamda teminat senedi aldıklarını ikrar etmiştir. Bunun yanında lehtar ve davalı şirket yetkilileri arasında akrabalık bağı bulunduğu, davalı şirket yetkilisi tarafından doğrulanmıştır. Davaya konu bononun teminat senedi olduğu ve lehtar ve ciranta arasında davacı yanın iddia ettiği şekilde organik bağ bulunduğu bu suretle sübuta ermiştir.
Bu durumda, lehtarı bedelsiz bir senedin tahsilini kolaylaştırmak ve şahsi def’ilerin ileri sürülmesini engellemek amacıyla bir senedi yakınlarına veya organik bağı olan şirkete devretmiş ise bu durumda devir alanın (hamilin) bunu bildiği ve buna rağmen senedi kötüniyetle iktisap ettiğine karine sayılır. Dolayısıyla bu durumun kanıtlanması kendiliğinden ortaya çıkmakta, ayrıca TTK’nın 687 (eTK 599) maddesi dahilinde bir kanıtlamaya gerek görülmemektedir. Yargıtay iki şirket arasında organik bir bağ olmasını da bedelsizliği bile borçlunun zararına hareket için yeterli karine saymaktadır (Y. 11. HD. 11.03.1982 gün ve E. 673 K 1017). Ayrıca davada lehtara karşı senedin bedelsiz olduğunu kanıtlaması üzerine hamilin bile bile davacı zararına hareketle senedi iktisap ettiğini tanıkla ispatlayabilir. Bu itibarla, belirtilen şekilde inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ve icapsız yere teklif üzerine eda edilen yemine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 07.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.