YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8467
KARAR NO : 2021/5130
KARAR TARİHİ : 16.06.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.09.2020 tarih ve 2018/510-2020/456 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve müdahil TOKİ vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Türkiye Emlak Bankası A.Ş ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan kredinin 26.02.2009 tarihli ihbarnameye rağmen ödenmediğini, davalı kooperatif hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi ve haciz yoluyla takiplerin itiraz sebebiyle durduğunu, davalı kooperatife 965.822.- TL kredi kullandırıldığını, 30.05.1989 tarihli Toplu Konut Kanunu Uygulama Yönetmeliği ve 96/2 sayılı tebliğ uyarınca krediye uygulanacak faizin TOKİ tarafından her altı ayda bir memur maaş artış oranları esas alınarak belirlenerek müvekkili bankaya bildirildiğini ve ilk hakedişin ödenmesinden itibaren geri ödeme süresi boyunca her yılın 30.06 ve 31.12 tarihlerinde faiz tahakkuk ettirildiğini, bu şekilde yapılan hesaplamalara göre icra takip tarihi itibariyle kredi hesabı bakiyesinin 10.563.000.- TL anaparaya ulaştığını, icra takibinden sonra kooperatifin yaptığı toplam 724.447,76 TL ödeme düşülerek anapara borç bakiyesinin 9.734.244,75 TL’ye düştüğünü, ayrıca gecikilen aylar için ayrı ayrı olmak üzere 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesine göre gecikme faizi tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek, şimdilik 9.734.244,75 TL anapara ve 14.481.459,25 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 24.215.704,00 TL’nin, asıl alacağa 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesindeki oranda temerrüt faizi işletilerek tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kooperatifin talep edilen miktar kadar asıl alacak borcunun bulunmadığını, davalı temerrüde düşmediğinden kendisinden temerrüt faizi istenemeyeceğini, sözleşmenin 3. maddesinde geri ödeme planının düzenlendiğini, kredilerin 96/2, 97/1 ve 98/1 sayılı tebliğler kapsamında kullandırıldığını, kredi kullandırılmasına dair borçlanma sözleşmesi’nin 3. ve 7. maddesi ile sözleşmenin eki değişim maddeleri gereğince akdi faiz ve temerrüt faizi hesabının nasıl yapılacağının belirlendiğini, buna göre kullandırılan kredinin geri ödeme zamanına kadar ve geri ödeme esnasında memur maaş artış oranlarına göre yeniden değerleme yapılarak taksit miktarlarının bulunacağını, temerrüt halinde ise 6183 sayılı Kanun gereğince temerrüt faizi uygulanacağını, akdi faiz oranları memur maaş artış oranına göre TOKİ tarafından belirlenerek davacı bankaya bildirileceğinden devamlı değişen oranlarda akdi faiz hesabı yapılacağı için alacağın likit olmadığını, sözleşmenin 12. maddesi gereğince kredinin tamamının geri istenebilmesi için borç miktarının bildirilmesi ve 15 günlük mehil verilmesi gerektiğini, banka tarafından gönderilen 26.02.2009 tarihli muacceliyet ihbarnamesinde 10 günlük süre verilmesinin sözleşmeye aykırı olması sebebiyle dava tarihine kadar temerrütten söz edilemeyeceğini, anapara ve temerrüt faizi hesaplarının yanlış olduğunu, yapılan kısmi ödemelerin ödeme tarihleri itibariyle anaparadan düşülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davalı kooperatif vekilinin 13.03.2020 tarihli dilekçesinde basit faiz yöntemine göre denetime en elverişli olan 11.09.2015 tarihli bilirkişi kurulunun ek raporuna göre kooperatifin toplam 1.828.307,06 TL borçlu olduğunun tespiti kapsamında veya son rapora göre karar verilmesini istediği, her ne kadar 06.03.2019 tarihli bilirkişi kurulunun raporu benimsenmiş olsa da, davalı kooperatifin daha aleyhinde olmasına rağmen davalı tarafça benimsenip kabul edilen ve hükme esas alınması istenen 11.09.2015 tarihli bilirkişi kurulunun ek raporu kapsamında davanın kısmen kabulüne dava tarihi olan 23.10.2009 tarihi itibari ile davacının alacağının 965.822,40 TL ana para ve 862.484,66 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.828.307,06 TL üzerinden kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa dava tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51/1. maddesinde belirlenen kamu alacaklarına uygulanan gecikme faizi oranının uygulanmasına, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatların ödeme tarihi dikkate alınarak alacakla ilgili ilamın infazı sırasında nazara alınıp mahsup edilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili-müdahil TOKİ vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ile müdahil TOKİ Başkanlığı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, toplu konut kredisi ve borçlanma sözleşmesi gereğince ödenmeyen banka alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan değerlendirme sonucunda dava tarihi itibari ile davacının alacağının 965.822,40 TL ana para ve 862.484,66 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.828.307,06 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin 21.12.2015 tarihli önceki kararı sadece davacı tarafça temyiz edilmiş olup, Dairemizce de davacı yararına kararın bozulmasına karar verildiğine göre; artık mahkemece yeniden hüküm kurulurken davacı lehine 21.12.2015 tarihli kararda kabul edilen tutardan daha azına hükmedilemeyeceği, işbu tutarın davacı yararına usulü müktesep hak teşkil edeceği gözetilerek en azından 21.12.2015 tarihli kararda hükmedilen 2.450.804,14 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle bu tutardan daha azına hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile müdahil TOKİ Başkanlığı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı ve müdahil TOKİ Başkanlığı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.