Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/12160 E. 2021/6308 K. 13.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12160
KARAR NO : 2021/6308
KARAR TARİHİ : 13.09.2021

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13/04/2021 tarih ve 2020/9652 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/06/2021 tarih ve KYB-2021/53183 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2009 tarihli ve 2009/39 esas, 2009/249 sayılı kararının 10/12/2009 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 27/07/2011 tarihinde kasıtlı olarak işlediği suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine hakkındaki hükmün açıklanması ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin 15/10/2015 tarihli ve 2014/122 esas, 2015/483 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan suç vasfının tayinininde çocuğun soybağını değiştirmek suçu kapsamında kaldığından bahisle bozulmasına dair Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 17/05/2016 tarihli ve 2016/1207 esas, 2016/4635 sayılı kararını müteakip, çocuğun soybağını değiştirmek suçundan yeniden yapılan yargılamada, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 231/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2017 tarihli ve 2016/320 esas, 2017/361 değişik iş sayılı kararının “Dosya kapsamına göre; Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı anlaşıldığından, somut olayda sanığın yokluğunda verilen, … Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2009 tarihli ve 2009/39 esas, 2009/249 sayılı kararının sanığın bildirdiği en son adrese 04/11/2009 tarihinde tebliğe çıkartıldığı ve sanığın adresten taşındığının, ancak sanığın posta memuruna ve mahalle muhtarına evrakı mahalle muhtarından alacağını beyan ettiğinden bahisle evrakın mahalle muhtarına tebliğ edildiği, bu şekilde mahalle muhtarına teslim edilmek suretiyle yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, anılan kararın usulüne uygun olarak kesinleştiğinden ve denetim süresinin başladığından bahsedilemeyeceği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/10/2018 tarihli ve 2017/8-952 esas, 2018/403 sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de sanığın bu durumu bilerek süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle,
… Asliye Ceza Mahkemesinin 15/10/2015 tarihli ve 2014/122 esas, 2015/483 sayılı hükmün açıklanması kararı ile … Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2017 tarihli ve 2016/320 esas, 2017/361 sayılı mahkumiyet kararının hukuki değerden yoksun olduğundan bahisle dava zamanaşımını kesmeyeceği, dava zamanaşımını kesen son işlemin
sanığın sorgusu olduğu anlaşıldığından, sanığın 05/05/2009 tarihli sorgusuna göre, 5237 sayılı Kanunun 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin, hükmün açıklandığı 15/10/2015 tarihine kadar kesintisiz işleyerek tamamlanmış olduğu anlaşıldığından, kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Her ne kadar, sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, sanık hakkında kurulan 15/10/2015 tarihli mahkûmiyet hükmünün hukuki değerden yoksun olduğu ve 8 yıllık asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 05/05/2009 tarihinden, hükmün açıklandığı 10/10/2017 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilerek, davanın düşmesine karar verilmesi yerine, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı olup, … Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2017 tarihli 2016/320 Esas ve 2017/361 Karar sayılı kararının bu nedenle bozulması talep olunmuş ise de; sanık …’in TCK‘nin 231/1. maddesinde düzenlenen “çocuğun soy bağını değiştirme“ suçunu, inceleme dışı diğer sanıklarla iştirak halinde işlediği, sanıklardan… hakkında kurulan ve Dairemizin 17/05/2016 tarihli 2016/1207 Esas ve 2016/4635 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilen … Asliye Ceza Mahkemesinin 15/10/2015 tarihli 2014/122 Esas ve 2015/483 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, TCK’nin 67/2-d maddesi uyarınca sanık yönünden dava zamanaşımını kestiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE, ancak; … Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2009 tarihli 2009/39 Esas ve 2009/249 Karar sayılı ilamı ile sanık …’in yokluğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, gerekçeli karara ilişkin tebligatın 04/11/2009 tarihinde sanığın sorgusunda beyan ettiği adrese gönderildiği ve sanık adresten taşınmış olmasına rağmen, tebliğ olunacak evrak “sanığın posta memuruna ve mahalle muhtarına sözlü olarak evrakı muhtarlıktan alacağını beyan ettiğinden” bahisle mahalle muhtarına tebliğ edilmiş ise de; bu şekilde yapılan tebligat işlemi usulsüz olduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiği gerekçesiyle hükmün açıklanamayacağı anlaşılmakla; belirtilen husus yönünden kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceğinin takdir ve ifası için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.