YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6047
KARAR NO : 2021/6684
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.04.2018 tarih ve 2015/453 E- 2018/321 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.11.2019 tarih ve 2018/1308 E- 2019/1411 K. sayılı karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, davalı tarafça temyiz harçlarının yatırılmaması üzerine temyizden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş olup, Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı şirket ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) nezdindeki … ve 5568-5 nolu emanet hesabındaki 23.780,192 TL nominal değerli hisse senedi için ödenen 2014 yılına ait temettü bedeli alacağının tahsili için 1.141.450,00 TL tutarında ilamsız icra takibi başlattığını, ancak dava konusu edilen alacağın davalıya 01.04.2015 tarihinde 1.418.603,39 TL olarak ödendiğini belirterek icra takibine konu temettü alacağından, faiz ve fer’ilerinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine ve lehlerine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … davacı aracı kurum nezdinde … sayılı menkul kıymetler emanet hesabında 13.06.2012 itibarıyla 17.438,807.-TL nominal değerli TSKB A.Ş.’ye ait hisse senedinin olduğunu, sermaye artırımı ile birlikte davacı kuruma 2014 yılı için 1.141.450,00 TL temettü verildiğini, davacının ödeme iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacı aracı kurum merkez şubesinde …, … Şubesinde ise …numaralı menkul kıymet hesabının bulunduğu, davalının talebi üzerine … nolu hesaptan 02.07.2012 tarihinde 17.438,807 adet hissenin … Şubesi hesabına virman edildiği, virman sonrası … nolu hesabın bakiyesinin sıfırlandığı, virmanı belgeleyen bordronun davalıya imza karşılığı teslim edildiği, davalının … Şubesinde bulunan hisselerinden 2014 yılı kâr payı olarak tahakkuk ettirilen 1.418.603,39 TL’nin 01.04.2015 tarihinde alacak kaydedilmek suretiyle davalıya ödendiği, bu temettü ödemesinin davalının kabulünde olduğu, bakiyesi sıfırlanan hesapta hisse senedi bulunmadığından temettü ödemesi yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, takip alacaklısının kötüniyeti kanıtlanmadığından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davalının 06.03.2014 tarihli dilekçe ile virma talimatlarını iptal etmiş olduğundan hesaplarının virman yapılmamış hale getirilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, 22.06.2012 tarihli talimatı ile davalı kurum nezdinde bulunan … nolu hesaptaki tüm hisse senetleri ve nakit portföyünü …numaralı hesabına aktardığı, bu hesapta yer alan tüm hisselere ilişkin 1.418.603,39 TL temettü tutarının davalıya ödendiği, davalının takip konusu ettiği şekilde bir alacağının olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı; kötü niyet tazminatına karar verilebilmesi için davalının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olması gerektiği somut olayda davalının haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğunun sabit görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf sebebinin yerinde olmadığından bahisle her iki tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, temettü alacağına istinaden başlatılan icra takibinden sonra İİK 72/3 maddesi kapsamında açılmış menfi tespit talebine ilişkindir.
Ödenmiş bir paranın yeniden talep edilmesi kural olarak alacaklının kötüniyetli olduğunu gösterir. Dava devam ederken dahi alacaklı olduğunda ısrar eden davalının kötüniyetli olduğu gözetilerek davacının kötüniyet tazminat talebinin kabülü gerekirken aksi yönde karar verilmesi doğru olmayıp, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, bu hususu gözetmeyen İlk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.