YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6141
KARAR NO : 2021/4569
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve yıkım talepleri konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün asıl dava davalısı şirket ile birleşen dava davalısı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl davada davacı vekili, mülkiyeti Atatürk Orman Çiftliği’ne (AOÇ) ait 3301 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1.020 m2 lik bölümüne yeşil alan yapmak suretiyle davalı şirketin müdahale ettiğini; ayrıca, kesinleşmiş mahkeme ilamıyla elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilen bina yapmak suretiyle işgal edilen 35 m2lik alan içinde ecrimisil ödenmediğini, davaya konu alanların kira getirebilecek yerlerden olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 1020 m2’lik bölümüne davalı şirketin elatmasının önlenmesine, üzerindeki yapıların yıkılmasına ve 35 m2 bina, 1020 m2 yeşil alan olmak üzere toplam 1.055m2’lik alan için 3.649,21 TL ecrimisilin muacceliyet tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı …den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı, asıl davaya benzer gerekçeler ile davalı şirketin elatmasının önlenmesine, üzerindeki yapıların yıkılmasına ve 35 m2 bina, 1070 m2 yeşil alan olmak üzere toplam 1.105 m2’lik alan için 4.279,23 TL ecrimisilin muacceliyet tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı … Hazır Beton ve Prefabrik Yapı San. Tic. A.Ş’den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama aşamasında, ıslah dilekçesi ile talep 42.948,00 TL yükseltilmiştir.
Asıl dava davalı …vekili, dava konusu alana yapılan bina ve yeşil alan ile çevre düzenlemesinin, komşu 46672 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olan dava dışı … Hazır Beton A.Ş. tarafından yaptırılıp kullanıldığını, elatmanın önlenmesi davalarının, çekişmeli yere fiilen el atana karşı yöneltilmesi gerektiğini, davalı …Ş.’nin yapı müteahhidi olduğunu, dava konusu yerin dava dışı … Hazır Beton ve Prefabrik Yapı San. Tic. A.Ş.’nin tapulu taşınmazıyla birlikte kullanıldığını, ecrimisil şartlarının da dava konusu olayda oluşmadığını belirterek, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, usûle ilişkin savunmalara itibar edilmemesi halinde davanın esastan reddini savunmuştur.
Birleşen dava davalı … Hazır Beton ve Prefabrik Yapı San. Tic. A.Ş vekili, davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleşen dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, (asıl davaya yönelik ilk kararda) davalı …Ş aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulüne; davalı Şirketin ecrimisil talep edilen bina, yeşil alan ve çevre düzenlemesi yapılan sahanın kullanıcısı ve bu şeylerin sahibi olmaması nedeniyle ecrimisil talebiyle açılan davanın, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Daire’sinin “..Somut olayda, davacı … vekili tarafından, eldeki davanın yargılaması sırasında Sincan 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/39 Esas sayılı dava dosyası ile eldeki dava dosyasının birleştirilmesi talep edildiği halde, Mahkemece istemin kabul edilmediği açıktır. Oysa, her iki dosyada verilecek kararın birbirini etkileyeceği göz önüne alınarak ve sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için anılan dava dosyasının eldeki dosya ile birlikte değerlendirilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, anılan davaların 6100 sayılı HMK’nin 166/1. maddesi gereğince birleştirilmesi, yargılamanın devamı sırasında dava konusu taşınmaza ilişkin olarak yapılan yeni imar düzenlemesinin yapılıp kesinleştiği gözetilerek, davalar birleştirildikten sonra yeni imar durumunun da dikkate alınması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir..” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda (ikinci kararda) elatmanın önlenmesi ve yıkım istemi yönünden konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemi yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Daire’nin “.. somut olayda asıl ve birleşen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması (ecrimisil yönünden istenilen dönemler ve taraflar da gözetilmek suretiyle) doğru olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2. maddesi gözetilerek her bir dava hakkında harç, yargılama masrafı ve vekalet ücreti bakımından da ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, elatmanın önlenmesi ve yıkım istemi yönünden konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemi yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, asıl dava davalı şirket ile birleşen dava davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK’nin 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmeder.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, eski 3301 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı iken, yapılan imar işlemi ile ifraz edilerek dağıtıma tabi tutulduğu, davacı tarafından idari yargıda açılan iptal davası neticesinde imar işleminin iptaline karar verildiği, taşınmazın eski yüzölçümü üzerinden davacı adına 30.07.1999 tarihinde tekrar kayıt edildiği, birleşen dava davalısı adına kayıtlı 46672 ada 3 parsel sayılı taşınmazında (imar ile) öncesi dava dışı belediyeler ve özel kişi adına 29.06.1998 kaydın oluştuğu, taşınmaz üzerine yapı ruhsatlı ve iskan belgeli muhdesatlar yapıldığı, akabinde satış ve ayni sermaye yolu ile 02.07.2010 tarihinde birleşen dava davalısı şirketin tam malik sıfatını kazandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da izah edildiği üzere, davacıya ait eski 3301 ada 1 parsel sınırları ile birleşen dava davalısı şirkete ait 46672 ada 3 parsel sınırları arasında kısmi çakışmanın bulunduğu, yargılama sırasında yapılan imar uygulaması ile dava konusu eski 3301 ada 1 sayılı parselin 3302 ada 2 parsele dönüştüğü ve davacı adına tescil edildiği, eski 3301 ada 1 parselin 46672 ada 3 parsel ile çakışma var iken, imar uygulaması sonucu oluşan 3301 ada 2 parselin (13.01.2014 itibariyle) 46672 ada 3 parsel ile olan çakışmanın ortadan kalktığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Mahkemece, yargılama aşamasında yapılan imar işlemi ile çakışmanın ortadan kalktığı ve çekişme konusu yerinde birleşen dava davalısı şirketin imar parseli içinde kaldığının anlaşılmasına göre, elatmanın önlenmesi ve kal istemleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi sonuç itibariyle doğru olmakla birlikte, dava tarihi itibariyle dava konusu yapılan yer davacı ve davalıya ait çakışan alanda kaldığı anlaşıldığından, yargılama gideri ve vekalet ücretinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru değildir. Aynı şekilde az yukarıda izah edildiği gibi ecrimisil için kötüniyet şartı var olup, asıl dava davalısı (yapı müteahhidi) şirket ile birleşen dava davalısı taşınmaz maliki şirketin 46672 ada 3 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde tasarrufta bulunmaları ve 13.01.2014 tarihinde ortadan kalkan çakışmadan kaynaklı onlara izafe edilecek bir kusur da saptanmadığına göre ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Asıl dava davalı şirket ile birleşen dava davalı şirket vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.