Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/21895 E. 2021/8957 K. 26.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21895
KARAR NO : 2021/8957
KARAR TARİHİ : 26.04.2021

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I- Suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nun 151/1 ve 31/2. maddelerinde tanımlanan suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2, maddelerine göre hesaplanan 4 yıllık asli dava zamanaşımının mahkumiyet tarihi olan 26/11/2015 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
II- Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından, suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan, suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

1-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılması gerekli olduğu halde, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuklar … ve …’in diğer suça sürüklenen çocuklarla birlikte suç yerine geldikleri, 16/05/2015 tarihli CD İzleme Tutanağı içeriğine göre iş yeri önünde gidip gelerek eyleme katıldıkları ve hemen sonrasında suç konusu parayı aralarında paylaştıkları dikkate alındığında suça sürüklenen çocukların hırsızlık suçuna iştirak ettikleri sabit olmasına rağmen yazılı şekilde suç eşyasını satın alınması veya kabul edilmesi suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
3- Suça sürüklenen çocukların iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunu birlikte gerçekleştirdikleri sabit olmasına rağmen suça sürüklenen çocuk … hakkında TCK’ın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, cezanın temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “Suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; suça konu paranın 50,00 TL civarında olduğunun anlaşılması karşısında; suçun işleniş şekli ve özellikleri itibarıyla suça sürüklenen çocuklar hakkında ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, TCK’nun 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;
3- … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında TCK’nun 142/2-h, 143, 116/4, 119/1-c, 151/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile 02/07/2015 tarihli iddiamamenin düzenlendiği, suça sürüklenen çocuklar hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan cezalandırılması için açılmış bir kamu davasının bulunmadığının anlaşılması karşısında; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 06/05/2014 tarih, 2012/6-1486 Esas ve 2014/238 sayılı kararında belirtildiği üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde yer alan, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenlemeye göre, hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan açılmış dava bulunmayan ve iddianamede anlatılış tarzına göre unsurları gösterilmeyen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan birleştirme talepli kamu davası açılması sağlanıp bu dosya ile birleştirildikten sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında düzenlenen farik ve mümeyyizlik raporlarında suça sürüklenen çocukların işlediği hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçları ile ilgili olarak görüş bildirildiğinin bu nedenle suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçuna ilişkin görüş bildirilmediğinin anlaşılması karşısında; suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocukların 5237 sayılı Kanun’un 31/2. maddesi uyarınca suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeyerek hırsızlık suçu bakımından alınan uzman hekim raporu ile yetinilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.