YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4359
KARAR NO : 2021/11600
KARAR TARİHİ : 01.07.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
04/03/2016 tarihinde hükmün tefhimi ile dosyadan el çeken mahkemenin sanık … hakkındaki 13/07/2020 ve 18/09/2020 tarihli ek kararlarının hukuken geçersiz ve yok hükmünde oldukları kabul edilerek yapılan incelemede :
1) Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet eylemi nedeniyle kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde :
6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçu yönünden müşteki … ve mağdur …’in suçtan zarar gören sıfatları ve 5271 sayılı CMK’nin 260. maddesi uyarınca bu hüküm yönünden kanun yoluna başvurma hakları bulunmadığından, müşteki … ve mağdur … vekilinin temyiz istemlerinin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2) Sanık … hakkında müşteki … ve mağdur …’e karşı kasten yaralama eylemleri ile sanıklar … ve Abdullah hakkında müşteki …’e karşı kasten yaralama eylemleri nedeniyle kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde :
Sanıklar …, … ve Abdullah hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davası yönünden 5271 sayılı CMK’nin 238. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde katılma isteminde bulunup katılan sıfatını almayan müşteki … ve mağdur …’in hükmü temyiz yetkisi bulunmaması nedeniyle müşteki ve mağdur vekilinin temyiz talebinin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
3) Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet eylemi nedeniyle kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde:
Sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik olduğu anlaşıldığından, vekalet ücreti ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
Beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için, sanığın üzerine atılı tüm suçlardan beraat etmesi gerektiği, sanık hakkında müştekiler … ve …’e karşı kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükümleri kurulduğu, bu itibarla sanığın temyiz konusu suç yönünden vekalet ücretine hak kazanamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, mahalli mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
4) Sanıklar … ve Salih hakkında müştekiler … ve …’e karşı kasten yaralama eylemleri nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanıklar hakkında müşteki …’e karşı kasten yaralama eylemleri nedeniyle kurulan hükümler yönünden; iddianamede talep edilmediği halde, sanıklara 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nin 87/1-son maddesi uygulanmak suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No:2544/94, P. 67, … ve diğerleri/Türkiye No:29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere; Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanıkların savunma hakkının kısıtlanması,
b) Müşteki … hakkında hükme esas alınan … Devlet Hastanesi’nin 06.06.2011 tarihli adli raporuna göre, müştekide meydana gelen “ulnar arter tam kat kesisi radial arter yaralanması ve derin venöz sistem yaralanması” nedeniyle müştekinin duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığının belirtildiği, ancak raporda müştekinin ne şekilde yaralandığı hususunun denetime olanak verecek açıklıkta belirtilmediği ve raporun bu haliyle hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmakla, müştekinin tüm doktor raporları ve tedavi evrakları ile birlikte en yakın adli tıp kurumuna sevki ile, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerini kapsayacak şekilde adli raporunun alınması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Tarafların ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda farklı beyanlarda bulunduğu ve karşılıklı kavga şeklinde gerçekleştiği anlaşılan olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002-367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu hal nedeniyle sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
d) Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereğince tekerrrüre esas alınan mahkumiyet kararlarının, suç tarihinden sonra tarihinde kesinleşmeleri nedeniyle tekerüre esas alınamayacaklarının ve sanıkların adli sicil kayıtlarında tekerrüre esas olabilecek başka ilamlarının da bulunmadığı gözetilmeyerek sanıkların mükerrir kabul edilip haklarında TCK’nin 58. maddesi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 01.07.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.