Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5105 E. 2021/5092 K. 15.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5105
KARAR NO : 2021/5092
KARAR TARİHİ : 15.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.12.2017 tarih ve 2011/533 E.- 2017/1493 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.09.2019 tarih ve 2018/638 E. – 2019/1172 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılardan Rafidain Bank, … ve … vekilleri vekili Av. … ve Av. … davacı yanında fer’i müdahil vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Türkiye’deki ihracatçıların Irak’tan olan akreditiflere dayalı alacaklarının tahsili hususunda İktisat Bankası ile … ve Rafidain Bank arasında 18.11.1991 tarihinde Borç Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imza edilmiş olduğunu, sözleşmenin … tarafından garantör sıfatıyla imza edilmiş olduğunu, …’ın İktisat Bankası’na ödeyeceği tutarın 12.427.060.- USD, Rafidain Bank’ın 19.411.540.- USD olduğunu, Irak’a olan ambargonun kalkmasından 6 ay sonra başlamak üzere 6’şar aylık eşit taksitler halinde 24 ayda ödeneceğini, İktisat Bankası’nın 15.03.2001 tarihinde BDDK tarafından alınan karar ile TMSF’ye devredilmiş olduğunu, devredilen bankanın daha sonra Bayındırbank (BF Bankası) ile birleştirildiğini, davalılarla yapılan yazışmalar sonucunda davalıların borçları 05.06.2004 tarihli yazıları ile kabul ettiklerini, Bayındırbank’ın alacaklarını 27.03.2006 tarihli Temlik Sözleşmesi ile TMSF’ye devir etmiş olduğunu, davalılarla yapılan görüşmelerden netice alınamadığını, bu nedenle 31.838.600.-USD alacağın tahsili için bu davanın açıldığını belirterek 18.11.1991 tarihli sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren sözleşmede belirlenen oranda işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden TMSF’ye ödenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında yapılan ana sözleşme olan 20.12.1991 günlü sözleşmenin 6. maddesi uyarınca sözleşmenin hüküm doğurabilmesi için ön koşulların yerine getirilmesi gerektiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinin hiçbir bölümünde bu ön koşulların tamamının nasıl yerine getirildiğine dair bir açıklama yapmadığını, bu açıklamalar yapılmadan dava konusu alacağın nasıl doğduğunun anlatılamayacağını, ilk Körfez Çıkarması ile birlikte uygulanan ambargo nedeni ile Irak’ın borçlarını ödeyemez, alacaklarını da tahsil edemez duruma düşmüş olduğunu, Birleşmiş Milletler’in devreye girmesi ile uluslararası tahkimle konunun çözümüne çalışıldığını, sözleşmenin ön koşullarının gerçekleşmesi konusunda nihai bir metin ortaya konulamadığını, sözleşmenin hükümsüz hale geldiğini, üstelik imzalanmasından 20 yıl sonra dava açılmasının da konuyu çözmekten çok karıştırmak anlamında olduğunu, İktisat Bankası’nın Bayındır Bankası ve Birleşik Fon Bankası ile devam etmiş ve nihayetinde Birleşik Fon Bankasının temliknamesi ile TMSF’ye temlik edilmiş olduğunu, ancak sözleşmenin 6. maddesindeki ön koşulun gerçekleşmemesi ile sözleşmeye dayanılamayacağını, diğer taraftan sözleşmenin yürütülmesi ile ilgili her türlü bildirim ve ihbarların yazılı yapılmasının sözleşmenin 8. maddesinde öngörüldüğünü, davacının sözleşmenin 6. maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair herhangi yazılı bir bildirim ve ihbara dayanmadığını, dayanılan sözleşmenin hükümsüz kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca Rafidain Bank’ın, İktisat Bankası’na olan 14.434.540 $ tutarındaki ana para borcu ile Commercial Bank of Kuwait’e olan 4.977.000 $ tutarındaki borcundan kaynaklanan toplam 19.411.540 $ borcu olduğu, …’ın ise İktisat Bankası’na 12.427.000 $ borcunun bulunduğu, borç yapılandırma sözleşmesi ile de borçların kabul edildiği, Ağustos 1990 yılında Kuveyt’e giren Irak’a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından alınmış olan 661 sayılı Ambargo Kararı’nın 2 Mayıs 2003 tarihinde alınan 1483 sayılı Kararla kaldırılmasını takip eden 6. ayın sonunda iki yıl içinde 6’şar aylık taksitler halinde borcun ödenmemiş olduğu, Türkiye Cumhuriyeti ile Irak Devleti arasında sürdürülen sulh görüşmelerinden de sonuç alınamadığı, davalının bir yandan yapılandırma sözleşmesindeki 6. maddede yazılı şartların yerine getirilmediğini savunurken bir yandan da sözleşmede imzası bulunanların yetkili kişiler olmadıkları savunmasının iyiniyetli olmadığı, kaldı ki sözleşmelerin imzalanmasından sonra çeşitli vesilelerle hem sözleşmelerin varlığının, hem İktisat Bankası’nın yükümlülüklerinin yerine getirilmiş olduğunun ve hem de talep edilen alacağın varlığının kabul edilmiş olması karşısında sözü edilen savunmalara itibar edilemeyeceği, sözleşmede alacaklı olarak imzası bulunan İktisat Bankası’nı devralmış olan davacı TMSF’nin taraflar arasında imzalanan 18.11.1991 ve 20.11.1991 tarihli Sözleşmeler gereğince talep hakkının bulunduğu, buna göre Rafidain Bank’ın 14.434,540 $ +-4.977.000 $ = 19.411.540.-$, davalılardan …’ın 12.427.060 $ olmak üzere borçlu bulundukları, bu borçlar yönünden Garantör …’nın ödeme taahhüdünde bulunduğu (31.838.600 $) gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı uyarınca mahkemece kurulan hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gibi istinaf nedenleri doğrultusunda hükmün kaldırılmasını gerektirecek usul ve yasaya, dosya içeriğine aykırı bir durum olmadığı kanaatine varılarak; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’ nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı TMSF’ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.926.647,13 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müteselsilen alınmasına, 15.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.