Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2856 E. 2021/4627 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2856
KARAR NO : 2021/4627
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil, Elatmanın Önlenmesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince asıl-birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, asıl-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl-birleşen davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.06.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. … ile karşı taraftan davacılardan … … bizzat ve vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Asıl davada davacılar vekili, vekil edenlerinin maliki olduğu dava konusu 2904 ada 6 parsel sayılı taşınmazı davalı şirketin et ürünleri üretimi yapmak suretiyle haksız kullandığını, kullanım nedeni ile vekil edenlerine bir bedel ödemediğini belirterek, 01.03.2013 tarihinden dava tarihine kadar fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 24.12.2015 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporu uyarınca 120.291,06 TL olarak talep artırımında bulunmuştur.
Birleşen davada davacılar vekili, 2904 ada 6 parsel sayılı taşınmazı davalı şirketin et ürünleri üretimi yapmak suretiyle haksız kullandığını, davalı şirketin taşınmazı kullanımına muvafakatlerinin olmadığını, aralarında herhangi bir sözleşmenin de bulunmadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davada, dava konusu taşınmazın davacıların muvafakati ile kullanıldığını, paydaşların paylarına düşen kira bedellerinin davacıların hesaplarına yatırıldığını ancak davacıların yatırılan miktarı kabul etmeyerek iade ettiklerini, kötü niyetli işgalin bulunmadığını, davalı şirketin sahibi dava dışı … …’ın dava konusu taşınmazın paydaşı olduğunu ve 30 yıldır taşınmazda ticari faaliyetin sürdüğünü belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada ecrimisil davasının kabulüne, birleşen davada elatmanın önlenmesi davasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı asıl ve birleşen davada taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 07.02.2019 tarihli ve 2017/1784 Esas, 2019/141 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf talebinin ise kabulüne, asıl davada gerekçenin değiştirilmek suretiyle ve ıslah gözetilerek ecrimisil isteğinin kabulüne, birleşen davanın sabit olması nedeniyle kabulüne karar verilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosyada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, arsa nitelikli, 5.020,30 m2’lik dava konusu 2904 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davacılar ve dava dışı … … adına tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, temyiz aşamasında davalı tarafından sunulan tapu senedine göre, dava dışı pay maliki ve davalı şirket ortağı … …’ın maliki olduğu 1/2 hisseyi davalı şirkete 28.03.2019 tarihinde bağışladığı, davalı şirketin (İştah Hayvan Ürünleri Gıda Teks. Tic. ve San. Ltd. Şti.) 28.03.2005 tarihinde dava dışı … … ve … … tarafından kurulduğu, 14.10.2014 tarihinde tescil edilen 01.10.2014 tarihli Genel Kurul Kararına göre Şirket müdürlüğüne 10 yıllık süre için … …’ın atandığı, davacıların 2013 yılına kadar Şirket faaliyetlerine katıldıkları, 2013 yılından sonra aralarında anlaşmazlıklar çıkması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, ecrimisilin hüküm altına alınabilmesi için, davalının kötüniyetli müdahalesinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatı gerekir.
Yine, Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde, “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca, paylı mülkiyet üzere olan bir taşınmazda geçerli bir kira akdinden söz edilebilmesi için, Türk Medeni Kanunu’nun 691. maddesi hükmü ile 6.5.1955 tarihli ve 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; sözleşmenin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının taşınmazı kullanımının dosya kapsamı ile muvafakate dayalı olduğunun söylenemeyeceği, her ne kadar davalı Şirketin davacıların payına isabet eden kira bedeli olarak ödeme yaptığına dair dekontlar ibraz edilmiş olsa da, anılan ödemelerin davacılar tarafından kabul edilmeyerek aynı gün içinde iade edildiğinin sabit olduğu, davacıların TMK’nin 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminin kabulüne karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davalı şirket vekili, temyiz dilekçesi ekinde, kiraya verenin … … ve …, kiralayanın ise davalı şirket olduğu, 01.01.2010 tarihli bir kira sözleşmesi dosyaya ibraz etmiş, süresinde verdiği cevap dilekçesinde ise, davacıların payına isabet eden kira bedelinin ödendiği belirterek, taraflar arasındaki kira ilişkisine dayanmıştır. Dava konusu 2904 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde, kira sözleşmesinin yapıldığı tarihlerde, kira sözleşmesini imzalayan … … ve …’ın taşınmazda tam malik oldukları, paylı mülkiyet üzere olan bir taşınmazda geçerli bir kira akdinden söz edilebilmesi için, Türk Medeni Kanunu’nun 691. maddesi hükmü ile 6.5.1955 tarihli ve 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; sözleşmenin geçerlilik şartı olan pay ve paydaş çoğunluğunun sağlandığı anlaşılmaktadır. Bu tespitlerden sonra , artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında toplandığı ve kira sözleşmesinin araştırılması gerektiği açıktır. Gerçekten de böyle bir sözleşmenin varlığı ve geçerliliği sabit olduğu takdirde, anılan sözleşmeye değer verileceği kuşkusuzdur. Bu durumda davalı şirketin taşınmazı tasarrufunun haksızlığından söz edilemeyecektir. O halde, yapılması gereken iş, davalının savunması, temyiz itirazları, temyiz dilekçesine ekli dosya içerisinde yer alan kira sözleşmesi ve yine dava dışı … …’ın dava konusu taşınmazdaki davalı şirkete yaptığı hisse devri hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik inceleme ile karar verilmiş olması yanlış olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371.maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine
01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.