Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1451 E. 2021/2581 K. 22.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1451
KARAR NO : 2021/2581
KARAR TARİHİ : 22.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAHİLİ DAVALI : …
İHBAR OLUNAN : …
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün Davalılar Hazine ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı vekili; 301 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 90 m²’lik evin ve evin bahçesinde ki 30 adet meyve ağacının davalı müvekkiline ait olduğunu, Suçeken Köyü … tarafından kamulaştırma kapsamına alınmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların müvekkil tarafından meydana getirildiğinin tespitini, 31.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile; her ne kadar 301 parsel üzerinde olduğunu belirtmiş ise de yapılan keşif sonucu muhdesatların bir kısmının 121 ve 124 parseller üzerinde olduğunun tespit edildiğini bildirerek 301, 121 ve 124 parsel üzerinde bulunan ve müvekkili tarafından meydana getirilen muhdesatların müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, 08.04.2015 tarihli 4. celse de; fen bilirkişi raporunda bildirilen 1 adet afet evi yönünden herhangi taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Davalı Hazine vekili; davacının Hazine arazisine haksız elattığını, 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereği 2003 yılından sonra yapılan muhdesatların Hazineye ait olacağı ve bu yönde araştırma yapılması gerektiğini de belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
1.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda muhdesattan, bir arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhdesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp har zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ançak koşullarının varlığı halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devam maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davayı öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; mahallinde yapılan keşif sonucunda, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre; afet evinin önündeki yer betonunun tamamlayıcı ve iyileştirici mahiyette olması sebebi ile tel çit ile demir boru ve tahta karışımı asma çardağın sökülüp götürülebilir nitelikte olması sebebi ile muhdesat niteliği yoktur.
Yukarıda açıklandığı üzere, öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşlere göre, bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat tespiti davası açılamayacağı, ancak koşullarının varlığı halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile talep edilebileceğinin mümkün olduğu, eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde de davaya öncü olarak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gözönünde bulundurularak, tespiti istenen bu kalemler yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple yerinde görüldüğünden kabulü ile hüküm fıkrasının (1) nolu bendinde yer alan “…40,60 m2’lik yer betonu, 3 adet üzüm çardağı, … ve 76, 26 m2’lik tel çitin” ibarelerinin tamamen çıkarılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.