YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4134
KARAR NO : 2021/5080
KARAR TARİHİ : 15.06.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.11.2019 tarih ve 2019/290-2019/1152 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süresi içinde, davalı vekilinin ise süresi dışında verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı firma tarafından davalı firmaya banka kanalı ile 01.12.2010 tarihinde 250.000,00 TL havale edildiğini, davacı ile davalı arasında bu havalenin gönderilmesi gereken bir ticari iş olmadığını ve davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, paranın iadesi ihtarname ile talep edilmesine rağmen davalı firmanın cevabi ihtarname ile ödeme yapmayacağını beyan ettiğini, buna istinaden alacaklarının tahsili için Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2012/15400 sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, davalı tarafça takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin 252.000,00 TL göndererek, davalı şirket tarafından kapatılan ticari kredi ile bu kredinin teminatı olarak dava dışı… adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteği çözdürdüğü ve davacı şirketin ING Bank’dan bahsi geçen taşınmaza ipotek koydurarak kredi kullandığını, davacı şirketin davalı şirket üzerinden kendisine haksız menfaat elde etmeye yönelik iade talep ettiğini, zira gönderdiği 252.000,00 TL kendi namına çekmiş olduğu ticari krediye ipotekte birinci sıraya geçme amaçlı olarak davalı hesabı üzerinden yapıldığını belirterek davanın reddini, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında mevcut havale gereği ticari bir alacak-verecek ilişkisi bulunmadığı, aksini ispat yükü üzerinde bulunan davacının ispat yükünü yerine getiremediği, davacının kötüniyetli olarak icra takibini başlattığına yönelik yeterli somut bilgi belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz istemi yönünden yapılan incelemede, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, davalı vekiline 06.01.2020 günü tebliğ edilmiş olup, hüküm davalı vekili tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyize cevap süresi geçirildikten sonra, 20.01.2020 tarihinde katılma yolu ile temyiz edilmiştir. 01.03.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı’nda, bu gibi hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin HUMK 432/4’ncü maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.