YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/36132
KARAR NO : 2021/12620
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Sanık hakkında dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 20.03.2017 tarih, 2017/731-7814 sayılı bozma ilamından sonra, Mahkemesince 13/07/2017 tarih, 2017/77-294 sayılı ilamı ile dolandırıcılık suçundan uzlaşmanın sağlandığından bahisle sanık hakkında düşme kararı kesinleştikten sonra 01/09/2020 tarihli ek karar ile suçta kullanılan 5 adet altın renginde diş kalıbının müsaderesine karar verildiği ve sanığın talebinin 01/09/2020 tarihli, müsadereye ilişkin ek karara yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nin 54. ve 55. maddelerinde düzenlenen müsadere bir güvenlik tedbiri olup, müsadere kararları yönünden kural olarak asıl hükmün tabi olduğu kanun yoluna başvurabileceği ancak bağımsız olarak verilen müsadere kararlarında ise karar tarihine göre ikili bir ayırım yapmanın gerektiği;
1)Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçmeden yani 20/07/2016 tarihinden önce bağımsız olarak verilen müsadere (veya iade) kararları yönünden 04.06.1936 gün ve 12-14 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca karar tarihindeki miktara ve 5219 sayılı Kanun ile değişik 1086 sayılı HMUK’nın 427. maddesinde belirtilen kesinlik sınırına göre kararın kesin olup olmadığı belirlenecektir. Buna göre, 20/07/2016 tarihinden önce bağımsız olarak verilen ve kesin olmayan kararlar temyiz kanun yoluna tabi olacaktır.
2) 20/07/2016 tarihi ve sonrasında bağımsız olarak verilen müsadere (veya iade) kararları, 5271 sayılı CMK’nin 256 ve 258. maddeleri uyarınca, istinaf kanun yoluna tabi olacaktır.
Açıklanan nedenlerle;
5271 sayılı CMK’nin 256/1. ve 258. maddeleri uyarınca verilen 01/09/2020 tarihli bağımsız olarak verilen müsadereye dair ek kararın CMK’nin 258/1. maddesine göre temyiz kanun yoluna değil, istinaf kanun yoluna tabi olduğunun anlaşılması karşısında; 5271 sayılı CMK’nin 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanığın dilekçesi istinaf dilekçesi niteliğinde kabul edilerek, aynı maddenin 2. fıkrasına göre istemi incelemeye yetkili ve görevli merciye iletilmek üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 15.12.2021 tarihinde, üye …’ın muhalefeti ile oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında basit dolandırıcılık suçundan önce mahkumiyet kararı verilmiştir. Bu mahkumiyet kararı temyiz yoluyla Yargıtay 15. Ceza Dairesine gelmiş olup Daire uzlaşma nedeniyle bozmuştur. Bozma sonrası gerçekleşen uzlaşma nedeniyle düşme kararı verilmiştir. Suçta kullanılan diş kalıbı hakkında bir karar verilmemiş olup daha sonra 01.09.2020 tarihli ek karar ile müsadere kararı verilmiştir. Sanığın talebi müsadereye ilişkindir.
Müsadere: hem fer’i bir ceza hem de bir güvenlik tedbiridir. Somut olayda “suçta kullanılan eşya” olup feri bir cezadır. Feri ceza aslı olmadan verilemez. Asıl ceza hangi usul ve maddi hükümlere tabi ise feri cezadan aynı hükümlere tabidir.
Özellikle suçta kullanılan eşyanın müsaderesi ancak suçun işlenmesi durumunda söz konusu olabilir. Dolayısıyla asıl suç ve ceza hangi yargısal denetime sahipse onun feri niteliğindeki müsaderede aynı denetime sahip olacaktır. Aksi takdirde asıl cezayı Yargıtay bunun feri olan müsadereyi ise istinaf mahkemesi verecektir. Yargısal denetimler arasında astlık üstlük ilişkisi bulunan ve istinafın kararını denetleyen Yargıtay’ın arasında çelişki çıkarabilecektir. Asıl suçun denetimini Yargıtay yapmıştır. Asıl suça bağlı ve asıl suçun işlenip işlenmediğini belirleyen Yargıtaydan sonra feri cezayı istinaf mahkemelerinin denetimine sokmak içtihat birliğini de bozacaktır. Bu nedenle müsadere kararınının Dairemizin incelemesi gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.